Hürriyet Allah’a emanet 
04 Ekim 2007 Perşembe
Başbakanlık önünde nöbet tutan güvenlik görevlilerinin, ‘iftar saatinde yerlerinden ayrıldığı’ yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.
Başbakanlık Basın Merkezi (BBM), Hürriyet gazetesinin ‘İftar vaktinde Allah’a emanet’ başlığıyla yayınlanan dünkü manşetini yalanladı. Güvenlik görevlilerinin nöbet mahallini terk etmediğini gösteren kamera kayıtları basına dağıtıldı.
Başbakanlık güvenlik kameralarının 1 Ekim’de saat 18.47 ile 18.54 arasında tespit ettiği görüntüler de BBM’nin internet sitesine konuldu. Hürriyet, bu dakikalarda korumaların iftar yapmaya gittiğini ileri sürmüştü.
‘Fatiha okuma’ şartlı Ramazan yardımı haberi yalanlandı
Bugün yayınlanan bazı ulusal gazetelerde Yardım Sevenler Derneği Erzurum Şubesi’nin ihtiyaç sahibi ailelere gıda maddesi dağıtırken, derneğin kurucuları, bağışta bulunanlara, şartlı ‘Fatiha okutulup’ ardından da yardım malzemesi dağıtıldığı haberinin çarpıtıldığı belirlendi. Yardımsevenler Derneği Şube Başkanı Şadi Zaimoğlu, 10-15 gün önce derneğe gelen basın mensuplarının, kendisinden ve yardım talep eden vatandaşlardan, “Yardım paketi alırken, derneğin kurucularına fatiha okurken haberinizi yapalım” dediğini aktardı. Daha sonra basın mensuplarının talebi doğrultusunda yardım paketi verdikleri vatandaşlardan ‘Fatiha okumalarını’ istediklerini ileri süren Zaimoğlu, “Derneğimizin şartlı olarak yardım yapması yönündeki haberler gerçeği yansıtmıyor. Evet yardım dağıttıklarımıza dua edin diyoruz. Ama bunu yardım için şart koşmuyoruz. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Ben de fakirlikten geldim. Fakirlerin onurlarını aşağılamak değil çıkartmak için uğraşıyoruz.” dedi.
‘Fatiha okuma’ şartlı haberin yapıldığı sırada yardım almak için sırada beklediğini belirten Hacer Atikçi isimli kadın ise “Yardım için sıra bekliyorduk. Gazeteciler geldi, ‘dua okuyun sizin resmini çekelim’ dediler. Bu adam (Şadi Zaimoğlu) bizden fatiha okuyun demedi.” diye konuştu.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=597326
Sınır kapısında iftar rötarına yalanlama
Türkiye’nin Suriye sınırındaki Öncüpınar Sınır Kapısında, ”iftar dolayısıyla hizmetlerin aksadığı” yönündeki haberlerin asılsız olduğu bildirildi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın Basın Müşaviri Ömer Sayar tarafından yapılan yazılı açıklamada, habere konu olayda, Suriye’den Türkiye’ye giriş yapmak isteyen ekibin, bilgisayar ve polis kayıtlarınca da kayıt altına alındığı, saat 18.21′de sınır kapısından giriş yaptığı ve 18.47′de işlemlerinin bitirildiği ifade etti. Sayar, 26 dakika içesinde 20 kişilik ekibin işlemlerinin tamamlandığını belirterek, ”Haberlerde bahsedildiği gibi iftar saatinde gümrük kapılarının kapalı olması kesinlikle mümkün değildir. Ayrıca haberlerdeki yorumlar da abartılı olarak kamuoyuna yansıtılmıştır” dedi.
Petrol Ofisi Türkiye’yi böldü
Hürriyet Gazetesi’nin verdiği Hugo adlı oyunda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin olmadığı bir Türkiye haritasıyla karşılaşılıyordu. Şimdi ise Petrol Ofisi’nin resmi internet sayfasında Türkiye resmen haritadan
koparıldı. Nasıl mı? İşte yanııtı…

Bu kez ise Doğan Grubu’nun en büyük iştiraklerinden Petrol Ofisi’nin resmi internet sitesinde benzer bir rezalet ortaya konuluyor.
Petrol Ofisi’nin uydudan yakıt kontrol sistemini tanıtan animasyon için tıkladığınızda bir Petrol Ofisi benzin istasyonu ortaya çıkıyor. Sevimli bir köstebek gelerek Petrol Ofisi tabelasının altını eşiyor. Daha sonra tabelada Petrol Ofisi’nin yeni başlattığı uydu kontrol sisteminin anlatıldığı yazılar beliriyor.
Buraya kadar her şey normal görünüyor. Ancak, bu animasyonun üzerinde bulunan İngilizce seçeneğini tıkladığınızda aynı animasyonun İngilizce versiyonu ekrana geliyor. Bir farkla. İngilizce versiyonunda gökyüzünde Türkiye haritasını çağrıştıran bir bulut ortaya çıkıyor. Fakat buluttan Türkiye haritasının, Güneydoğu’su bariz bir şekilde Türkiye haritasından ayrılmış şekilde gösteriliyor.
Buluttan Türkiye haritasında Marmara Bölgesi ve Boğazlara kadar pek çok ayrıntı ihmal edilmemiş. Buna karşın, Güneydoğu kopup giden bir parça olarak gösterilmiş.
Bunun yanında, neden animasyonun İngilizce versiyonunda bu kopmuş vatan parçasının gösterilmeye çalışıldığı da anlaşılır gibi değil. İnsan, acaba bu şekilde bir yerlere mesaj mı verilmek isteniyor diye sormadan edemiyor…

Hugo rezaletinden sonra Köstebek skandalına da imza atan Doğan Grubu’nun neyi amaçladığı, Türkiye’yi bölmek isteyenlerle neden bu kadar aynı paralelde durmaya özen gösterdiğini anlamak son derece güç.
‘Kız lisesinde namaz baskısı’
haberi de katmerli yalan çıktı!
Amasya’da türban takmaya ve namaz kılmaya zorlanan 4 kız öğrencinin okulu bıraktığı yönündeki haberlerin asılsız olduğu ortaya çıktı. Dün bazı gazetelerin manşetinde yer alan iddia, valilik ve il milli eğitim müdürü tarafından yalanlandı. Anadolu kız meslek lisesine bağlı pansiyonda baskıya maruz kaldıkları ileri sürülen çocuklardan 3′ünün pansiyonda hiç kalmadığı belirlendi. Diğer öğrenci de, dinî faaliyetle suçlanan müdür yardımcısı göreve başlamadan önce pansiyondan ayrılmış. “Dinci baskıya karşı çıkan öğretmenlere nöbet tutturulmuyor.” dediği ileri sürülen Türk Eğitim-Sen şube başkanı, böyle bir ifade kullanmadığını açıkladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Necati Akkurt’un dün yaptığı yazılı açıklama da çarpıtma olayının vahametini gözler önüne serdi. Öğrenciler H.D., G.D., Ş.Ç. ve Ş.D.’ye, din kültürü dersi öğretmeni Ahmet A. ile kaldıkları pansiyonun müdür vekili Özlem Y. tarafından baskı yapıldığı iddiası üzerine inceleme başlattıklarını anlatan Akkurt, elde ettikleri sonucu şöyle özetledi: “4 öğrenciden H.D., G.D. ve Ş.Ç., okulun pansiyonunda hiç kalmadı. Bu öğrencilerin aileleri Tokat’ın Turhal ilçesinde iş bulduğu için çocuklarının naklini o bölgeye yakın olan Aydınca Lisesi’ne aldılar. Diğer öğrenci Ş.D., 20-27 Eylül tarihleri arasında okulumuz pansiyonunda bir hafta kaldı. Haberde ismi zikredilen okulumuzun pansiyonundan sorumlu müdür yardımcısı Özlem Y. ise 1 Ekim’de göreve başlamıştır. Bu nedenle kız öğrencilere herhangi bir dinî baskı yapmış olması mümkün değildir. Zorlama veya baskı iddiasıyla ilgili olarak bize herhangi bir şikâyet gelmedi. Öğrenciler, veliler veya sendika temsilcisi dilekçe vermedi.”

Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesi 9 ve 10. sınıf öğrencileri olan ve yaşları 16 ile 17 arasında değişen H.D., G.D., Ş.Ç. ve Ş.D.’nin, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenleri Ahmet A. ve kaldıkları pansiyonun müdür vekili Özlem Y. tarafından namaz kılmaları ve kapanmaları yönünde baskı gördükleri iddiası asılsız çıktı.
Konu hakkında yayınlanan haberler üzerine inceleme başlatan İl Milli Eğitim Müdürlüğü, ‘dinî baskı’ ifadelerinin gerçek dışı olduğunu ortaya çıkardı. Amasya Milli Eğitim Müdürü Necati Akkurt, yaptığı yazılı açıklamada, 4 öğrenciden H.D., G.D. ve Ş.Ç.’nin kız meslek lisesi pansiyonunda hiç kalmadığını belirtti. Dinî baskı iddiasıyla kendilerine şikayet gelmediğinin altını çizen Akkurt, ayrıca pansiyonda erkek öğretmen görevlendirilmediğini hatırlattı. Akkurt, “Okulun kadrosunda bulunan 14 bayan öğretmene belletici olarak görev verilmektedir. Ayrıca yaptığımız denetimlerde pansiyonda başı kapalı çalıştığı öne sürülen müdür yardımcısı Özlem Y.’nin kılık kıyafet yönetmeliğine uygun olarak çalıştığı gözlemlenmektedir.” şeklinde konuştu. Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni Ahmet A., okulda her şeyin şeffaf olduğuna vurgu yaparak, baskı ve zorlamanın söz konusu olmadığını belirtti. Geçen yıl hakkında ortaya atılan iddianın asılsız olduğunun günyüzüne çıkmasına rağmen böyle bir haber yapıldığına dikkat çeken Ahmet A., hakkındaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Yurt müdür yardımcısı Özlem Y. ise habere konu olan öğrencilerden sadece bir tanesinin yurtta kaldığını ve onun da 27 Eylül’de yurttan ayrıldığını söyledi. Toplu namaz ve dini baskı gibi bir durumun söz konusu olmadığını vurgulayan Özlem Y., veliler ile yurtta kalan öğrencilerin bu konuda hiç şikayetçi olmadığını sözlerine ekledi.

Muhabir, açıklamalarımı çarpıtmış’ Türk Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi, haberde yer alan açıklamanın kesinlikle kendisine ve sendikaya ait olmadığını bildirdi. Kendisine sorulan pansiyonla ilgili bir soru üzerine nöbetler konusunda açıklamada bulunduğunu belirten Terzi, “Açıklamalarım çarpıtılmış.” diye konuştu. Öğrenciler ise okullarında kesinlikle bir baskının söz konusu olmadığını söyledi. Daha önce de okulları hakkında benzer haberler yapıldığını ifade eden öğrenciler, bu tür haberlerle okullarının gündeme gelmesinin kendilerini rahatsız ettiğini kaydetti. Lisede öğrenim gören ve pansiyonda kalan 9. sınıf öğrencisi Ö.H., “Okuldan ayrılan arkadaşlarımız okulu beğenmedikleri veya uzak buldukları için bahane uydurmuşlardır. Okulumuzda hiçbir zaman baskı görmedik.” dedi.
Yine Cumhuriyet yine yalan haber
Kocaeli’nde ilköğretim öğrencilerine yönelik seviye tespit sınavında ‘Atatürk ile ilgili hiçbir sorunun bulunmadığı’ haberi yalan çıktı. Dün Cumhuriyet Gazetesi’nin manşetten ‘Şeriat soruları’ başlığıyla verdiği haberde yer alan Kur’an’daki ayet ve surelere ilişkin soruların da Milli Eğitim’in müfredatına uygun olduğu anlaşıldı.
Cumhuriyet’in son dönemde dini konulardaki yalan haber sayısında artış dikkat çekerken gazetenin iddiasının aksine ilköğretim 8. sınıf öğrencileri için yapılan Başarı Değerlendirme Sınavı’nın ilk sorusu Atatürk ile başlıyor ve birçok soru yine Atatürk hakkında. Kitapçıkta ayrıca Atatürk’ü öven şiirler yer alıyor.
Deneme sınavının ilk sorusu şöyle: “Atatürk, yurdu iç ve dış güçlerden kurtarmak için insana şaşkınlık, saygı ve korku verecek insan üstü bir iradeyle çalışmıştır. Savaş sonrasında kendisine, ‘Mutlu musunuz?’ diye soran bir gazeteciye verdiği cevap ilginçtir: ‘Evet mutluyum çünkü başardım.’ Bu parçaya konulabilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?”
Dini baskı iddiaları yalan çıktı
Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesi’nde ve buna bağlı pansiyonda dini baskı gördükleri için başka okula kayıtlarını aldıkları 4 öğrenci ile ilgili iddialar yalan çıktı.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, burada yaptıkları incelemelerde böyle bir izlenim almadıklarını belirterek, bu iddianın buradaki bir yerel gazetecinin reyting kaygısından kaynaklandığını söyledi. İncelemelerin sonucunda bir rapor hazırladıklarını ifade eden Zafer Üskül, baskıların Ramazan ayında yapıldığı yönünde olduğuna vurgu yaparak, “Kızlar dini baskı yapıldığıyla ilgili bir şey söylemediler.
Sadece Ramazan ayında oruç tutmadıkları için bazı arkadaşları neden oruç tutmuyorsunuz diye sormuşlar” dedi.
Üskül, burada suçlanan öğretmene de dikkat çekerek, “Bahsi geçen öğretmen kızlar bu okuldan ayrıldıktan sonra göreve başlamış.
Pansiyonda baskı gördükleri iddia edilen 4 öğrencinin 3′ü hiç bu pansiyonda kalmamış” dedi.
28.11.2007-yeni safak
Öğrenciler derslere türbanla giriyor’ haberi, müfettiş raporu ile yalanlandı

Diyarbakır Özel Nil koleji Okulu Müdürü Abdullah Dağıstan, mesnetsiz iddialarla okullarının karalanmaya çalışıldığını söyledi.
Diyarbakır’da ‘özel okullarda bazı öğrencilerin derslere türban takarak girdiği’ yönündeki haberler üzerine Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevlendirdiği 4 müfettiş soruşturmayı tamamladı.
Hazırlanan raporda, “Diyarbakır Özel Nil İlköğretim Okulu’nda Kılık Kıyafet Kanunu’na aykırı herhangi bir durumun tespit edilemediği” görüşüne yer verildi.
Müfettişlerin okullarda ikişer grup halinde yaptıkları soruşturmada ayrıca Özel Avrupa Birliği İlköğretim Okulu adının, Milli Eğitim Bakanlığı’na Özel AB İlköğretim Okulu olarak tescil edildiği belirtildi.
Diyarbakır Milli Eğitim Müdürü Mustafa Tekdemir, müfettişlerin hazırladıkları rapor doğrultusunda gerekli işlemlerin yapılacağını söyledi.
Tekdemir, “Okulda öğretmen ve öğrencilerin kılık kıyafeti, türbanlı öğrencilerin derslere girmesi gibi konular için görevlendirilen 4 müfettiş incelemeyi tamamladı.
Dosyada Özel Nil İlköğretim Okulu’nda yasalara aykırı bir durum söz konusu değil. Aynı raporda Özel AB İlköğretim Okulu’nda kılık kıyafete uyulmadığı için disiplin cezası verilmesi talep ediliyor.
Yönetmeliklerimizde öğrenci ve öğretmen kıyafetleri bellidir.
Bunun dışına çıkılması söz konusu değildir.” diye konuştu. Diyarbakır Özel Nil İlköğretim Okulu Müdürü Abdullah Dağıstan, mesnetsiz iddialarla okullarının karalanmaya çalışıldığını, düzenlenen raporun yargı sürecinde ellerini güçlendireceğini belirterek, “Yalan haberle ilgili yargı süreci devam ediyor.
Müfettişlerin raporu da mesnetsiz iddialara cevap niteliğinde. Okulumuz milli eğitim sisteminin öngördüğü kurallar ve Atatürk ilke ve inkılapları çerçevesinde eğitimine devam edecektir.” dedi.
Sabah ve Vatan Gazetesi’nde 28 Eylül 2007 tarihinde yayınlanan haberde, Özel Avrupa Birliği Okulu ve Özel Nil İlköğretim Okulu’nda öğrencilerin türbanla okula gittiği iddia edilmişti.
Meğer muhabir, bayan doktora saldırmış

Dr. Zeynep Oruç, muhabirin kendisini iterek zorla fotoğraf çekmeye çalıştığını söyledi.Cumhuriyet Gazetesi, çarpıtma haberlerine bir yenisini daha ekledi. Gazete, zorla fotoğrafını çekmek isteyen muhabirini engelleyen doktorla ilgili haberi ‘Türbanlı doktor muhabirimize saldırdı’ başlığıyla yayınladı. Adana’nın Mahfesığmaz Mahallesi’ndeki 80. Yıl Sağlık Ocağı’nda 7 aydır görev yapan Dr. Zeynep Oruç, Cumhuriyet Gazetesi muhabirinin kendisini iterek zorla fotoğrafını çekmeye çalıştığını söyledi. Görev dışında başını örttüğünü ifade eden Dr. Oruç, gazetenin iddia ettiği gibi iş ortamında türban kullanmadığını kaydetti. Cildindeki bir problem nedeniyle sağlık ocağına sevk yaptırmak için gittiğine işaret eden Oruç, başından geçenleri şöyle anlattı: “Sivil kıyafetlerimle odama girdim. Bu sırada eski hastalarımdan birkaçı odama geldi. Ayaküstü hastalarla görüşürken, muhabir (sağlık müdürünün haberi var) diyerek, fotoğraf makinesi ile odama girip, ‘Sağlık ocağında başörtülü çalıştığınıza dair iddialar var.’ diye sordu. Ben de ‘Böyle bir şey yok. Başı açık bir şekilde çalışıyorum. Ama şu anda rahatsızım, o yüzden sivil kıyafetliyim.’ cevabını verdim. Sonra fotoğrafımı çekmeye başladı. Elimle engellemek istedim. Beni itekleyerek, ısrarla fotoğrafımı çekmeye çalıştı. Dışarıya çıkarak sevk alıp hastaneye gittim. Muhabir, odama zorla girip beni taciz etti. Hastaları kışkırttı. Şahsi onuruma saldırı yapıldı.” Sağlık Ocağı Başhekimi Dr. Kemal Tekkollu, muhabirin gündemin sıcaklığına paralel asparagas haber üretme çabasına girdiğini söyledi. Doktor Oruç’un 7 aydır kurumda görev yaptığını hatırlatan Tekkollu, “Doktor arkadaşlarımız mesai saatlerinde kılık-kıyafet yönetmeliğine uygun hareket ediyor. Mesai dışında kimsenin kılık-kıyafet özgürlüğüne karışacak halimiz yoktur.” dedi. Sağlık ocağına muayene için gelen hastalar da Dr. Oruç’un hastanede başörtüsü taktığına şahit olmadıklarını söyledi.
Mini etek saldırısı mı?
Birçok boyalı basın’da mini etekli kıza saldırı diye başlık atılmış. Bu provokatör boyalı basın uslanmayacak !

İki kız öğrenciye yanıcı madde ile saldırıldı. Diğer medya organları kısa etek saldırısı dedi. Fakat AA’dan geçen haber…
Mersin’in Tarsus ilçesinde biri ilköğretim okulu, diğeri lise öğrencisi iki kızın bacağına kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler tarafından yanıcı madde döküldü. Bir çok medya organında bu haber, “mini eteğe mahalle baskısı” diye verildi. Peki öyle mi?
Mersin’de iki öğrencinin başına gelen bu olay diğer medya organlarına ise farklı yansıdı. Verilen haberlerde, iki kız öğrencinin eteklerinin kısa olduğu gerekçesiyle arkalarından gelen birkaç kişi tarafından bacaklarına yanıcı madde döküldüğü iddia edildi. Fakat ilçe emniyet müdürünün
açıklamas
ında “mini eteğe” dair bir bilgi yer almadı.
ASİT BENZERİ YANICI MADDE Tarsus İlçe Emniyet Müdürü Halil Tokyürek, konuyla ilgili ayrıntılı bilgi verdi.
Emniyet müdürünün verdiği bilgilere göre saldırıya uğrayan kızlardan biri ilköğretim okulu 6′ıncı sınıf öğrencisi, diğeri ise lise sona gidiyor…
B.Y 13, G.K ise 17 yaşında.
İki kızın bacaklarına Cengiz Topel Caddesi Yıldızlar kavşağı yakınında kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler tarafından asit benzeri yanıcı madde atıldı.
KIZLAR EŞKAL VERMİYOR Tokyürek, okula giden kız çocuklarının çoraplarının yırtılarak, mor leke görmeleri ve acı hissetmeleri üzerine Tarsus Devlet Hastanesi’ne gittiklerini belirterek, ”Kızlar eşkal veremiyor. Şu an olayı kimin ve neden yaptığı araştırılıyor” dedi.
MOBESE KAMERALARI İNCELENİYOR Tokyürek, mobese kameralarının da izlendiğini, savcılık tarafından laboratuvara gönderilen yanıcı maddenin ne olduğunun inceleme sonucu anlaşılacağını bildirdi.
Kaynak: AA
Bir provokasyon daha
Milliyet Gazetesi’nde ‘Dairelerin kapısına Allah yazdılar’ başlığıyla yer alan habere apartman sakinlerinden tepki geldi. İstanbul’un Bahçelievler Soğanlı Mahallesi Sefakent Sitesi’nde gerçekleşen hadisenin fazla büyütüldüğünü belirten apartman sakinleri, yazının 5 ay önce yazıldığını belirtti.
Olayın neden şimdi gündeme geldiğine anlam veremediklerini söyleyen site yöneticisi Nilgün Hanım, “Yaklaşık 5 ay önce kimliği belirsiz bir kişi apartmanımıza gelerek bu yazıları yazmış. Büyütülecek bir durum yok. Yan sitedeki komşularımızın kapılarına ise yazılar yeni yazılmış. Biri de olayı gazeteye vermiş.” dedi.
Sitede daha çok Alevi vatandaşların kapılarına ‘Allah’ yazıldığını belirten bir site sakini, bazı daire sahiplerinin bu olaydan dolayı tedirgin olduğunu dile getirdi. Apartman sakinleri, yazıların ne amaçla ve kim tarafından yazıldığını göremediklerini, ancak ‘Allah’ kelimesini silmeye çekindiklerini vurguladı.
Olayın kötü amaçlı ve provokasyon niteliğinde olduğunu belirten İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı, “Allah, rastgele her yere yazılmaz. Bu bir hürmetsizliktir. Vatandaşlarımız rahatlıkla yazıları silebilir. Bu tür yazıları yazanlar provokasyon niyetindeler.” açıklamasını yaptı.
Ayrıca konuyla ilgili bilgi veren din adamları, kapıların üzerindeki Allah lafzının acemice yazıldığını ve kelime üzerinde pek çok hata yapıldığını dile getirdi.
Hürriyet’ten yine kuyruklu yalan
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Levent Bilman, emekli büyükelçilere mutad olarak plaket tevdi edilmesinin Bakanlık çalışmaları içinde olduğunu, ancak bu konunun Cumhurbaşkanlığı’na henüz intikal ettirilmediğini ve Cumhurbaşkanlığı’nca yapılmış bir davetin söz konusu olmadığını bildirdi.
Bilman, bir soruya cevaben yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanlığı’nda emekli büyükelçiler ve mensuplarıyla iletişimin güçlendirilmesi yönünde muhtelif çalışmalar yapılmakta olduğunu belirterek, bu bağlamda, emekli büyükelçilere, mutad olduğu üzere plaket tevdi edilmesinin de bu çalışmalar arasında olduğunu bildirdi. Bu çalışmaların halen sürdürüldüğünü belirten Sözcü Bilman, şunları kaydetti: “Bulunulan aşamada, 17 Şubat 2008 tarihli Hürriyet gazetesinde ifade edildiği şekilde, bu konu Cumhurbaşkanlığımıza henüz intikal ettirilmediği gibi, emekli Büyükelçilere plaket tevdii için belirlenmiş bir düzenleme ve Cumhurbaşkanlığınca yapılmış şifahi veya yazılı resmi bir davet söz konusu olmamıştır.”
Zaman
Yalancı Hürriyet mi , Zaman mı?
Demirel dün “türban serbestisiyle” ilgili açıklamalar yaptı. Aynı açıklamayı iki zıt gazete 180 derece farkla verdi. İşte Hürriyet ve Zaman’ın aynı haberi veriş biçimleri.
İŞTE HÜRRİYET’TEKİ HABER Istırap içindeyim
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, türban serbestisinden sonra dün ilk kez konuştu. Adalet Partisi’nin kuruluşunun 47. yıldönümü dolayısıyla DYP Genel Başkanı Çetin Özaçıkgöz tarafından Güniz Sokak’taki evinde ziyaret edilen Demirel, konuyla ilgili şunları söyledi:
HUZURSUZUZ Toplum huzursuzluğa itilmiştir. Yapılan düzenlemeler sonucu bir ülkede, toplumun bir bölümü huzurluyken diğer bölümünün huzursuz olmasının iyi bir şey değildir. Türkiye’de böylesine bölünen kesimlerin yeniden birbirin anlar, birbirini kabul eder ve birbirine karşı bir zıtlaşmanın içine girmeden yola devam etmesi zaman alacaktır.
HUKUK TEMİZLER Türkiye açık bir rejime sahiptir. TBMM usul ve nizama uygun olarak anayasayı değiştirdi. Demokratik Cumhuriyet’in laiklik ayağı tartışma içine girmiştir. Anayasa’da değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez olarak nitelenmiş bulunan bu ayağın yandan dolaşarak zedelenmesi şeklinde iddialar vardır. Bu iddiaları temize çıkaracak olan yine ülkenin hukuk sistemidir. Mesele TBMM’nin çıkardığı kanunla bitmiyor, ondan ileride Anayasa Mahkemesi var. Anayasa Mahkemesi’ne gidilmesi söz konusudur. Beklenecektir, mahkeme karar verecektir. Daha önce verdiği kararlar var.
BÖLÜNME YARATILDI Daha önce de söylediğim gibi hemen hemen Türkiye’de bölünmemiş müessese, bölünmemiş halk kesimi kalmamıştır. Bence ülkenin huzuru bozulmuştur. Bir ülkede baroları, üniversiteler, siyaseti bölmek ve halkı bir evin içinde dahi bölmek suretiyle elde edilecek netice, herhalde sevinilecek bir netice değildir. Başka bir şeyi tartışmaya gerek yok her şey neticesi ile ölçülür. Neticede ülkede huzursuz bir Türkiye yarattınız mı, yaratmadınız mı? Yarattık. Ülkede bölünme yarattınız mı, yaratmadınız mı? Yarattık. ‘Huzursuzluk ve bölünmenin önemi yoktur’ diyenin alnını karışlarım. Yarattınız, bu hoş bir şey değildir, ıstırap içerisindeyim, fevkalade üzgünüm.
TEHLİKE TEDİRGİNLİĞİ Cumhuriyet kendisi taşıyacak güce sahiptir. Demokratik, laik Cumhuriyete yönelik bir tehdit olduğunu halkın bir kısmı seziyor ki, kurumları seziyor ki tedirgin oluyor. Bu dahi Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet taşıyabilme gücünün olduğunun işaretidir. Hiç kimse bugünkü düzeni başka bir düzene çeviremez. ‘Bundan sonra ne yaparlar acaba başka şeyleri de birer birer değiştirmek suretiyle rejimi değiştirebilirler mi?’ Hayır, onu yapamazlar, kimse yapamaz.
GENÇLERİ KIRDILAR Türban konusunun ileride kamuda çalışanlar için de gündeme getirilirse, büyük sıkıntılar ve bölünmeler olabilir. Üniversitede okumak Türkiye’de zaman zaman büyük sıkıntılar geçirdi. Türkiye’de 1970′li yıllarda üniversiteler okunamaz hale geldi. Gencecik çocuklarımız birbirlerini kırdılar, geçirdiler. İnşallah o durumlara düşmez Türkiye.
İŞTE ZAMAN’DAKİ HABER Demirel, rektörleri uyardı: Kanuna karşı çıkılmaz
Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Meclis’in başörtüsü kararına uymayacağını açıklayan rektörleri uyardı: “Kanuna karşı çıkılmaz.” Demirel, böyle bir girişimin yanlış olacağını belirterek, ‘haklı yollara başvurarak hak arayın’ tavsiyesinde bulundu. Demirel, başörtüsü değişikliğine ise ‘ülkeyi böldüğü’ gerekçesiyle karşı çıktı. Huzurun bozulduğunu savunurken bu durumun kendisini fevkalede üzdüğünü ve ızdırap duyduğunu kaydetti. Süleyman Demirel, Adalet Partisi’nin 47′nci kuruluş yıldönümü münasebetiyle DYP Genel Başkanı Çetin Özaçıkgöz ve arkadaşlarını Güniz Sokak’taki evinde kabul etti. Gündemdeki gelişmeleri değerlendiren eski cumhurbaşkanı, bir ülke için en önemli değerin ‘birlik, beraberlik’ olduğunu vurguladı. İçinde bulunulan zaman diliminin bazı kaygıları ihtiva ettiğini kaydederken, karamsarlık içine girilmemesini istedi. Demirel, bir gazetecinin “Bazı rektörler, başörtüsüyle ilgili anayasa değişikliklerini uygulamayacaklarını açıkladı.” şeklindeki hatırlatması üzerine “Kanunlara karşı çıkılamaz. Böyle bir yola girilmesi yanlış olur.” dedi. Demirel, değişikliklerin hukuki ve toplumsal yansımalarıyla ilgili bir soru üzerine de Türkiye’de her şeyin tartışılabileceğini söyledi. Yargının daha önce başörtüsü aleyhine verdiği kararlara atıf yaparken, konuyu hukuk sisteminin temize çıkaracağını kaydetti. Toplumun bölündüğünü ileri süren Demirel, halkın birbirini anlamasının zaman alacağını ifade etti. Demirel, Türkiye’nin açık ve demokratik bir toplum olduğuna işaret ederken, anayasa değişikliklerinin usulüne uygun yapıldığını dile getirdi. Milletin bu sorunu taşıyabileceğine değinen Demirel, rejimin değişmesinin mümkün olmayacağını söyledi.
Doğan grubu gazetelerinden Vatan’ın zorlama yorumlarla yaptığı yalan haberin foyası ortaya çıktı.
Doğan grubuna ait DHA (Doğan Haber Ajansı)Şanlıurfa’dan geçtiği bir haberde TOKİ töreninde haremlik-selamlık uygulandığını iddia ederek,bu iddiasını da tören alanından çektiği fotoğraflarla da ispat etmeye çalışmıştı. Ajansın bu haberini yine aynı grubun gazetelerinden Posta,Gözcü ve Vatan Gazeteleri ile Cumhuriyet gazetesi doğru mu yanlış mı diye herhangi bir araştırmaya gerek duymadan üstelikte fotoğraflar üzerinde yaptıkları zorlama yorumlarla okuyucularına duyurdular.Bu gazetelere göre Şanlıurfa’da TOKİ tarafından yaptırılan 132 konutun kura çekimlerinin yapıldığı salonda kadın ve erkekler ayrı tribünlerde oturmuş ve kura çekimine gelenler arasında ise başı açık bir tek bayan yoktu.

Büyük bir habercilik örneği sergilediğini zanneden Vatan Gazetesi’nin bu haberinin yalan olduğu anlaşıldı. İşte gazetenin yaptığı haberin yalan olduğunu ortaya koyan TOKİ açıklaması ve tören alanından çekilen fotoğraflar:
TOKİ AÇIKLAMASI
Toplu Konut İdaresi tarafından Şanlıurfa’da alt gelir grubu için yaptırılan 132 adet konutun bugün gerçekleştirilen kura töreninden sonra bazı internet sitelerinde bir haber ajansı kaynaklı maksatlı ve yanlış haberlere yer verildiği görülmüştür.
Asli görevi “evi olmayan vatandaşlarımızı konut sahibi yapmak” olan TOKİ’nin örnek uygulamalarından olan bir proje için gerçekleştirilen tören başka mecralara kaydırılmış; gerçek dışı, zorlama yorumlarla 132 ailenin mutluluğu gözardı edilmiştir.
Öncelikle TOKİ, törenlerde oturma düzenine karışmamaktadır. Kaldı ki, bir gazeteye ait internet sitesinde konuya ilişkin yer verilen habere ait fotoğraflar da kendi haberlerini yalanlamaktadır. Fotoğraflara dikkatli bakıldığında bayan vatandaşlarımızın içinde erkeklerin de olduğu gayet iyi görülmektedir. Ayrıca İdaremiz görevlileri tarafından çekilen ve internet sitemizde de yer alan fotoğraflarda böyle bir uygulamanın olmadığı açık ve net bir şekilde görülecektir.
İkinci olarak alt gelir grubunda üretilen konutlara ait başvurular ilgili belediyelere yapılmakta ve ekonomik , sosyal açıdan oluşturulan kriterlere göre yapılan değerlendirmelerden sonra kuraya katılacak kişiler yine belediyeler tarafından belirlenmektedir. Bu kriterler içinde kişilerin akrabalık ilişkileri bulunmamaktadır. Buna rağmen, bazı internet sitelerinde iki soyadı verilerek yapılan haberlerle ilgili incelemeler de sürdürülmektedir.

Cumhuriyet yine çuvalladı
Pek çok haberi mahkeme tarafından tekzip edilen Cumhuriyet Gazetesi, bir kez daha zor duruma düştü.
Cumhuriyet Gazetesi’nin uydurma ilan ettiği haber kaynağından doğrulandı. Gazete, “50 Alevi Derneği’nin başörtüsü yasağının kalkmasına destek verdiği” haberinin gerçeği yansıtmadığını iddia etmişti. Cumhuriyet Gazetesini zor duruma düşüren cevap, hayâlî olduğu öne sürülen, alevi derneklerinden geldi.
Pek çok haberi mahkeme tarafından tekzip edilen Cumhuriyet Gazetesi, bir kez daha zor duruma düştü.
Zaman Gazetesi “Alevi derneklerinden başörtüsüne destek” başlığıyla bir haber verdi. Habere göre 50 Alevi derneği, toplumun birçok kesimi gibi başörtüsü yasağının kaldırılmasını istiyordu. Alevi dernekleri bu arzularını gerçekleştirmek için büyük bir de organizasyon düzenleyecekti. Hatta bu organizasyona destek sağlamak için MHP lideri Devlet Bahçeli ile görüşülmüş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere diğer siyasilerden de randevu talep edilmişti.
Ancak Cumhuriyet Gazetesi, bugünkü baskısında Zaman Gazetesi’nin haberinin yalan olduğunu iddia etti. İddiasını daha da ileri taşıyan Cumhuriyet, sözü geçen derneklerin uydurmaca ve hayal ürünü olduğunu ileri sürdü.
Cumhuriyet Gazetesi’nin yalanlama haberi bizzat hayal olduğu ileri sürülen dernekler tarafından yalanladı.
Cumhuriyet’e göre ismi geçen derneklere dair en ufak bir resmi kayıt yoktu. Ancak dernek yöneticileri istenmesi halinde kendilerine çok rahat bir şekilde ulaşılabileceğinin altını çizdi.
Alevi dernekleri Cumhuriyet Gazetesini okumak için açtıklarında gördükleri yalan haberle adeta büyük bir şok yaşamışlar. “Belki bir yanlışlık vardır” düşüncesiyle haberi yapan muhabirle görüşmüş, gazetenin yöneticilerine ulaşmaya çalışmışlar.
Durumdan son derece rahatsız olan Alevi dernekleri Cumhuriyet Gazetesi’nden hi değilse bir düzeltme yazısı yayınlamasını istemişler aksi takdirde hukuki yollara müraacat etmek zorunda kalacaklarının da altını çizmişler…
RTÜK Akşam Gazetesini yalanladı
Akşam Gazetesi’nin manşetten verdiği “RTÜK’ün İçki Nöbeti” haberi RTÜK tarafından yalanlandı. İşte üst kurulun açıklaması…
İşte “İçki Nöbeti” Haberine Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’ndan gönderilen yalanlama:
“Günlük bir gazetenin 19 Şubat 2008 tarihinde (bugün) “RTÜK’ün içki nöbeti” başlığıyla okurlarına sunduğu haber gerçekleri yansıtmamaktadır. Söz konusu haberde Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yerli dizilerde yer alan alkollü sahneleri saniye saniye tespit ettiği ve bu tespit üzerine RTÜK yasa taslağına “içki içmenin olumlu anlatıldığı” sahnelerin cezalandırılacağına ilişkin hüküm eklendiği öne sürülmüştür. Söz konusu rapordan ayrıntıların verildiği haberde, hangi dizi filmde ne kadar alkol sahnesi bulunduğuna dair süreler ve diyaloglar da yer almıştır.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından hazırlanan yasa taslağı 28 Ocak 2008 tarihinde Bakanlar Kuruluna sunulmuştur. Söz konusu habere konu olan ve taslağa alkolle ilgili yasaklamaların girmesine neden olduğu iddia edilen rapor ise 2006 yılında hazırlanmıştır. Söz konusu rapor, 2006 yılında, o zamanki 178 Alo RTÜK şikayet hattına ve RTÜK web adresine izleyicilerden yerli dizilerle ilgili çok fazla miktarda şikayet gelmesi ve gazetelerde de konuyla ilgili haber ve yorumlar yayımlanması üzerine bir durum tespiti yapılması amacıyla hazırlatılmıştır. Rapor Üst Kurulun gündemine alınmış ve değerlendirilmiştir. Halbuki RTÜK yasa taslağı çok daha sonra hazırlanmış ve Ocak 2008′de Bakanlar Kuruluna sunulmuştur.
Dolayısıyla anılan habere konu olan ve yeniymiş gibi sunulan rapor 2006 yılında tanzim edilmiştir ve yasa taslağıyla ilgili çalışmalarda değerlendirmeye alınmış değildir. Bu gerçek dikkatli okurlar tarafından kolayca anlaşılabilir. Çünkü raporda yer aldığı için habere konu edilen dizi filmlerden üçü (Ihlamurlar Altında, Karınca Yuvası, Yabancı Damat) sona ermiştir. Yine dikkatli okurlar devam eden dizilere ait diyalogların eski bölümlere ait olduğunu hemen fark edeceklerdir. Dolayısıyla gazete, 2006′da hazırlanan bir raporu yeni gibi sunarak okurlarını yanıltmıştır. Kaldı ki, sözü edilen rapor nedeniyle hiçbir diziye alkol sahnelerinden dolayı Üst Kurulca müeyyide uygulanmamıştır.
Öte yandan haberde iddia edildiği gibi Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun dizi filmleri veya herhangi bir program türünü “fişlemesi” söz konusu olamaz. 3984 Sayılı Yasada belirlenen yayın ilkelerine uygunluk açısından yayınları denetleyen Üst Kurul, tüm televizyon kanallarını kapsayan rutin taramalar yapmaktadır. Bu taramalarda genellikle reklam yerleştirme sürelerinin aşılıp aşılmadığı, eğitim ve kültür programlarına yasada belirlenen sürelerde yer verilip verilmediği, şiddet içeren unsurlara yayınlarda ne ölçüde yer verildiği ölçülmektedir. Bazen gelen şikayetlerin konusuna bağlı olarak da taramalar yapılmaktadır. Örneğin 2005 yılında yine şikayetler üzerine bütün yerli dizilerde tütün kullanımını özendiren sahneler taranmış ve pek çok kanala müeyyide uygulanmıştır. Bu çalışmalar rutin taramalar olup, gazetenin iddia ettiği gibi Üst Kurulun programları “fişlemek” gibi bir uygulaması da yoktur.
Yeni yasa taslağıyla ilgili hususlar daha önce de basın ve yayın organlarında haber olarak yer almış ve taslaktakine benzer bir düzenlemenin halen yürürlükte olan Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelikle de hüküm altına alınmış olduğu Üst Kurulca kamuoyuna duyurulmuştur.
Bir olayın haber olması için, öncelikle yeni ve olağandışı olması gerekir. Ayrıca haber olarak sunulan olayın doğru olması şarttır. Haber, 5N, 1K formülüyle özetlenen; ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden ve kim sorularının yanıtlarını eksiksiz olarak taşır. Bu bilgiler ışığında söz konusu gazete haberi değerlendirildiğinde öncelikle habere konu olan olay (rapor hazırlanması) 2006 yılında gerçekleştiğinden, haberin yeni olmadığı söylenebilir. 2006 yılında hazırlanan bir raporla, 2008 yılında Bakanlar Kuruluna sunulan bir yasa taslağı arasında neden sonuç ilişkisi kurulması da, haberi “doğruluk” unsuru açısından sakatlamaktadır. Öte yandan haber metnini 5N, 1K formülüyle irdelediğimizde habere konu olan raporun tarihinin haberde yer almadığı açıkça görülecektir. Raporun tarihi haberde belirtilmiş olsa, olayın yeni olmadığı, dolayısıyla yasa taslağıyla da bir bağlantısının bulunamayacağı ortaya çıkacağından, gazete bu unsuru gizleyerek okurlarını yanıltmayı tercih etmiştir. Üstelik gazete haberi kaynağından doğrulatmak gibi bir sağduyu da göstermemiştir.
Kamuoyunun ve ilgililerin dikkatine sunulur.
Türban dağıtıldı haberi yalan çıktı
Bir haber ajansının geçtiği, “kız öğrencilere türban dağıtıldı” haberi bazı gazeteler tarafından kullanıldı. Peki olayın aslı neydi?
Denizli’nin Çivril ilçesinde özel bir okulun pansiyonunda kalan kız öğrencilere türban dağıtıldığı yönündeki haberlerin gerçekle yakından uzaktan ilgisi olmadığı anlaşıldı. Haberde Denizli’nin Çivril ilçesi Şevkiye Özel Anadolu Öğretmen Lisesi Kız Öğrenci Pansiyonu’nda öğrencilere türban dağıtıldığı iddia ediliyordu. Habere göre öğrenciler türban takmaya zorlanıyor dahası okul idaresi de buna göz yumuyordu. Üniversitelerde başörtüsü tartışmalarının yapıldığı bu günlerde haber, kaos arayan gazeteleri sevindirdi.
Ancak daha önce yüzlerce haberde olduğu gibi bu da yalan haber çıktı. Aslı astarı olmayan iddialar araştırılarak yetkililer tarafından yalanlandı. Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Oğuz, öğrencilere türban dağıtıldığı yönündeki haberin, araştırılmadan ve yanlı olarak verildiğini, vatandaşların da yanlış bilgilendirilmesine zemin oluşturulduğunu söyledi.
Her şey ADD’ye üye bir öğretmenin nöbetçi olduğu gece yaşanmıştı. Nöbetçi öğretmen, bir öğrencinin pazardan satın aldığı bir kaç eşarbı, okul idarecilerinden biri dağıtmış gibi tutanak tuttu. ADD’li öğretmen, türban dağıtılma görüntülerinin de güvenlik kamerası kayıtlarından silindiğini iddia etti.
Provokatif bir habere malzeme yapılan öğrencilerin velileri haberi yayınlayan gazeteler hakkında dava açacaklarını söylediler.
05.Mart.2008 11:31:29
Show TV’nin KARA ÇARŞAF Yalanı
Görüntülerdeki kız öğrenci: Kesinlikle çarşaf giymedim. Zaten görüntülerin çekildiği gün pantolon giydiğim açıkça görülüyordu…
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde “Kara çarşaflı bir öğrencinin derslere girdiği” haberine konu olan kız öğrenci, haberin çarpıtıldığını iddia etti. “Çarşaf giyen” olarak görüntülenen Türk ve Mısır pasaportlu Nadiye İzzet, “Kesinlikle çarşaf giymedim. Zaten görüntülerin çekildiği gün pantolon giydiğim açıkça görülüyordu.” dedi.
Türbanın üniversitelerde serbest kalması kararını ilk uygulayan okullar arasında yer alan Karadeniz Teknik Üniversitesi’yle (KTÜ) ilgili bir TV kanalında yayınlanan “Kara çarşaf üniversiteye girdi” başlıklı haberin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.
Haberde görüntülerine yer verilen KTÜ İşletme Bölümü 2. sınıf öğrencisi; hem Türk hem de Mısır vatandaşı Nadiye İzzet iddiaları yalanladı. Babası Mısırlı annesi Türk olan Nadiye İzzet, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenledi.
Nadiye İzzet, görüntülerin çekildiği gün başına siyah örtü taktığını; aşağıdan da pantolon giydiğini söyledi. Ailesinde çarşaf giyenin bile olmadığını dile getiren İzzet, “Görüntülerde pantolon giydiğim apaçık ortada. Sadece başımı siyah bir örtüyle kapatmıştım. Mısır’da bu taktığıma ‘Amira’ deniyor. Türkiye’de bunlar hazır satılıyor. Ortada tamamen yanlış anlaşılma var. Eğer böyle istismar edileceğini bilseydim siyah renkli örtüyü takmazdım.” dedi.
Bugüne kadar bu tür bir olayla karşılaşmadığını ve karşılaşmak da istemediğini vurgulayan Nadiye İzzet, “Televizyonda yayınlanan görüntüleri ilk olarak arkadaşlarım izledi ve beni haberdar etti. Ben de internetten izledim. Görüntülerle ilgili ‘provokasyon’ ifadesi ağır olacak; ama bir istismar olduğu kesin. Bu tür püf noktalar seçilip olay farklı boyutlara çekilmek ve genelleme yapılmak isteniyor.” ifadelerini kullandı.
Yayınlanan görüntülerle ilgili de açıklamada bulunan İzzet, “O gün iki ayrı öğrencinin cep telefonuyla bizi görüntülediği fark ettim. Ben de bunun üzerine geri çekildim; ama böyle bir olayın başıma geleceğini hiç düşünmedim. Görüntüler çekildiği anda sınıfta ders işleniyordu.” dedi.
Nadiye İzzet, “Biliyorsunuz yasanın yürürlüğü girmesiyle KTÜ’de türban serbest bırakıldı. Bu tür haberler türbanın yeniden okulumuzda yasaklanmasına yönelik olarak yapılmış olabilir; ama şu anda ne sınıfımızda ne okulumuzda başörtülü-başörtüsüz kavgası yaşanmıyor.” diye konuştu.
İzzet, yayınlanan görüntülerle ilgili gerektiği takdirde hukuksal girişimlerde de bulunacağını kaydetti.
CİHAN 09.Mart.2008 12:19:34
Kaynak: http://samanyoluhaber.com/haber-94095.html
‘Çarşaflı öğrenci’, diş tedavisi için üniversiteye gelen vatandaş çıktı

Selçuk Üniversitesi’nde başörtüsü yasağının yeniden uygulanması sebebiyle yapılan protesto gösterisinde yer alan, çarşafa benzer elbise giyen bayanın Diş Hekimliği Fakültesi’ne tedavi olmak için gelen bir vatandaş olduğu ortaya çıktı.
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Anayasa’nın ilgili maddelerinde yapılan değişikliğin ardından üniversitelere bir yazı göndererek, kılık kıyafet serbestliği uygulanmasını istemişti. Bu doğrultuda bazı üniversiteler başörtülü öğrencileri derslere almaya başlamış, kimi üniversiteler ise yasakçı tutumlarını sürdürmüştü. Selçuk Üniversitesi de kapılarını başörtülü öğrencilere açan yükseköğrenim kurumları arasında yer almıştı. Ancak YÖK’ün üniversitelere gönderdiği belgeyi genelge kabul eden Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı vermesinin ardından SÜ’de de yasak geri geldi. Yasağın ardından önceki gün bütün öğrenciler ders başı yaparken, başörtülü öğrenciler kampüse alınmadı. Yaklaşık 70 kişilik öğrenci grubu, yasağı protesto etmek için kampüs önünde toplandı. Bazı basın yayın kuruluşları, yasağı protesto edenler arasında ‘kara çarşaflı’ bir öğrencinin de bulunduğunu öne sürmüştü. SÜ Rektörlüğü, bir açıklama yaparak, bu haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. SÜ Alaeddin Keykubat Kampüsü’nde görevli koruma güvenlik şefleri Oğuz Ateş ve Halil Çalış’ın hazırladığı tutanakta, söz konusu çarşaflı bayanın öğrenci değil, üniversitenin Diş Hekimliği Fakültesi’nde muayene olmak için gelen Zeliha Bektaş isimli vatandaş olduğu belirtiliyor. Tutanakta, eylem sırasında tramvaydan inen çarşaflı kişinin yapılan kimlik kontrolünde öğrenci olmadığı ve Diş Hekimliği Fakültesi’nde saat 14.30′da randevusunun bulunduğu kaydediliyor.
Konya-zaman gazetesi 19.03.08
Radikal’in ‘ılımlı İslam’ haberine 3 yalanlama
Radikal’in dün manşetten verdiği ‘Denizli’de ılımlı İslam modeli oluşturuluyor’ haberini şehrin yöneticileri yalanladı.Radikal gazetesinin, ‘Bu gidişata dikkat! Türkiye Denizli olmasın’ başlığıyla manşetten verdiği haberdeki olayın çarpıtıldığı ortaya çıktı.
Şehrin yöneticileri ve sivil toplum kuruluşları, haberde yer alan konuların ‘çarpıtma’ ve ‘yalan’ olduğunu söyleyerek tepki gösterdi. Haberde, başörtülü olduğu söylenen bir memurdan, lise pansiyonundaki öğrencilere, belediyenin içki ruhsatı vermemesinden okullarda ‘yaradılış CD’si, izletilmesine kadar değişik konulardaki ididalara yer verilerek, Denizli’de ‘ılımlı İslam modeli’nin kurulduğu ileri sürülüyor. Denizli’de faailiyet gösteren sivil toplum kuruluşları, yaptıkları açıklamayla gazetenin haberine tepki gösterdi. Denizli Valisi Hasan Canpolat da haberde ‘Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi’nde çalışan türbanlı memur’ olarak anlatılan kişinin özel bir şirketin temizlik görevlisi olduğunu söyledi. Canpolat, “Bu tamamen yalan bir haberdir. Birkaç yıldır pişirilip pişirilip gündeme getirilen şeyler. Birbirinden bağımsız üç dört konuyu üst üste getirip uydurma, düzmece birtakım haberlerle Denizli üzerinden senaryo yazılmasını kabul etmiyoruz.” dedi. Haberde, ‘AKP’den Milli Eğitime’ spotuyla Belediye Başkan Yardımcısı Mahmut Oğuz’un Milli Eğitim Müdürlüğü’ne geçmesine de yer veriliyor. Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, bu duruma tepki göstererek, şunları söylüyor: “Mahmut Oğuz, Milli Eğitim müdür yardımcılığından belediye başkanlığına gelince hiçbir problem olmuyor da belediye başkanlığından Milli Eğitim’e geçince problem oluyor. Yazıklar olsun bunların siyaset anlayışına.” Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Oğuz da kendi alanlarıyla ilgili iddiaların gerçek dışı olduğunu açıkladı. Lise öğrencilerinin pazardan eşarp aldığını, satıcının da öğrenci olmaları sebebiyle 10 adet verdiğini, bunların okulda dağıtılmasının söz konusu olmadığını bildirdi. Resul Cengiz, Denizli
zaman gazetesi-25 Mart 2008, Salı