Aydın Doğan Kimdir??? Cumartesi, Mar 14 2009 

AYDIN DOĞAN,

VEHBİ KOÇ UN ÖZ VE ÖZ OĞLUDUR!

 addd

 

Yıllar önce Vehbi Koç’un Anadolu’da bir yerde bir oğlu daha olur. Vehbi Koç uzun yıllar bu çocuğu kabul etmez. Soyadını vermeyi asla
düşünmez. Yıllar sonra bir şekilde mecburen kabullenmek zorunda kalır ama ailesinden gizler. Bu kabulleniş Aydın Doğan’ın palazlandığı dönemdir. Yine bir şekilde bir dönem sonra ailesine de söylemek zorundadır artık. Koç ailesi yıkılır, kırılır. Kızları üzüntüden hastalanır.
Rahmi Koç elini işlerden çeker. Aile çok kırgındır. Ama yapılacak bir şey yoktur. Bu yeni kardeşi kabul etmek istemezler, etmezler de. Aydın Doğan istemesine rağmen bu evlatlığı resmen asla belgeleyemez. Vehbi Koç, ailesine söylediğini, maddi destek verdiğini ve bununla yetinmesini söyler. Vehbi Koç ölür ve düşünün bu güne kadar bu kadar siyasetçi, devlet adamı, sanatçı, işadamı öldüğünde yaşanmayan bir ilk yaşanır. Mezardan ceset çalınır.

 

Aydin Doğan aldırmıştır cesedi. DNA testinde kullandırır ve biraktırır. Artık o çok istediği belge elindedir. Koç ailesi için ikinci bir yıkım olmuştur bu durum, kimseyle paylaşamazlar, susarlar. Koç ailesi için yıkım olan bu durum Aydın Doğan ve ailesi için zaferdir ama buruk bir zafer. Doğan ailesi, Koç ailesine söz vermesine rağmen yine de bilinsin istemektedir ve bilinçli olarak 1-2 kişiye fısıldanmıştır bu durum. Dedikodular alır başını gider. Koç ailesi eli kolu bağlıdır. Manevi anlamda her türlü desteği istemeyerek de olsa Aydın Doğan’a vermektedirler.

 

Yani kimse sıfırdan zengin olmaz, olamaz!

 

Sıfırdan başla ve Aydın Doğan gibi ol. Ne mümkün!

 

Ya Vehbi Koç gibi birinin çocuğu olmak lazım ya da kirli işler yapmak.

 

Aslında onun gerçek kimliği Aydın Doğan değil Aydın Koç.

 

PEKALA AYDIN DOGAN HAKKINDA BUNLARI BILIYOR MUSUNUZ ?

 

Kelkitli bir toprak ağasının oğlu olan(!) ve çok genç yaşta İstanbul’da zahirecilik ve ecza deposu sahipliğiyle iş hayatına başlayan Aydın Doğan bugünkü yerine nasıl yükselebildi acaba? Bunun cevapları geçmişte gizlidir. İşin gerçeği, Aydın Doğan’ın arkasındaki esas güç Koç Ailesi’dir.

 

Vehbi Koç’un rahatlıkla kullanabileceği ve dikkat çekmeden rakiplerine çelme takabileceği bir örtüye ihtiyacı vardı, bunu da kendisinin
otomobil bayilerinden birisi olan Doğan’ı önce zengin edip sonra da medya dünyasına sokarak yaptı.

 

Doğan’in zengin edilmesi operasyonu, diğer otomobil bayilerine üretim kısıtlı diye günde 3 araba gönderilirken Doğan’ın bayisine günde 300 araba gönderilmesiyle yapıldı. Zaten çok büyük olan araç talebini İstanbul’da tek karşılayabilen bayi haline getirilen Doğan kısa
zamanda zenginleşti.

 

Bunun ardından Milliyet’i o zamanki sahibi Ercüment Karacan’dan almak için teklif yaptı. Bu teklif gazetenin esas gücü Abdi İpekçi ve ekibi tarafindan reddedildi. Bunun sebebi Abdi İpekçi’ nin Doğan’ın arkasındaki gücün kim olduğunu bilmesi ve bunun peşinden neyin
geleceğini tahmin etmesiydi. Abdi İpekçi ‘nin direnişi yüzünden akamete uğrayan medyayı ele geçirme planı, İpekçi’ nin daha sonra
zavallı bir delinin üstlendigi son derece profesyonelce bir suikastla ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşti. Bugüne kadar kendilerini çok solcu görerek İpekçi suikastini “her zamanki şüphelilere” yamayanlar nedense hiçbir zaman bu suikasttan ticari yarar sağlayan odakları göremediler. Ya da görmek istemediler. (Zaten her suikastte aynı şeyleri tekrarlamıyorlar mı?/

 

Doğan’ın, Türkiye’nin bir otomotiv üretim üssü olmasını nasıl engellediğini bilir misiniz peki?

 

Bundan yıllar önce Japon Mazda firması Türkiye’de bir fabrika açmaya niyetlendi. Bize tam bir teknoloji aktarımı yapacak ve bir süre sonra üretimi tamamen bize bırakacaktı. O dönemde Koç’lar tenekeden İtalyan arabalarına kuş isimleri verip bizlere satmakla meşguldü.

 

Bu proje için Halis Toprak seçildi. Bir Japon heyeti gerekli görüşmeleri yapmak için Türkiye’ye geldi. Bu sırada Doğan’ın ekipleri
haberi almış ve Japonların peşine düşmüştü. Türkiye’de Toprak Holding’in Japonlarla fabrika kuracağı haberini hemen Koç’lara yetiştirdiler. Sonra bir anda Milliyet gazetesinde Toprak Holding’in bir firmasi hakkında vergi yolsuzluğu iddiaları başladı ve devlet göreve davet edildi. Piyasaya da birileri Toprak’ın firmasının zor durumda olduğu haberini yayıyordu. Kısa sürede panikleyen müşteriler alacaklarını hemen isteyince firma cidden krize girdi ve anında görev başına koşan maliye tarafindan el konuldu. Bu olaylardan sonra Toprak Japonlarla ilişkisini kesti ve aynı anda Milliyet’in haberleri de duruverdi. Bizler de tenekeden yapılma arabalara binmeye devam ettik. Japonların ikinci bir girişimi de ünlü bir işadamımızın(Sakıp Sabancı’dan bahsediyor kardeşinin öldürülmesiyle kesilmiştir. BİLENLER BİLİR.

 

 

Aydın Doğan bu günlerde de Avrupa Birliğiyle ortak olarak Kıbrıs, Amerika ve İsrail’le birlikte de Güneydoğu Anadolu Projesi üzerinde çalışıyor. Bu operasyonlarla ilgili olarak Doğan Vakfı kullanılmakta. Doğan Vakfı bu iş için Washington’da “Hasna” isimli bir dernek kurdu. Bu derneğin internet adresi www.hasna.org. Bu derneğin başında Nevzer Gülümser Stacey adında karışık bir şahsiyet bulunuyor.

 

Derneğin ilk amaci Kıbrıs’ta Avrupa Birliği politikasina uygun bir şekilde iki kesimli ve Rum hâkimiyetine dayalı bir devlet kurmak. Bu
amaçla her ay onlarca Kıbrıs Türk’ü gazeteci ve yazar Amerika’ya gönderilerek burada yağlı-ballı geziler ve Rum tezlerini anlatan
kurslara tabii tutuluyorlar. Derneğin çıkardığı “Hasna Journal” isimli gazete de her sayısında Kıbrıslı Türk milliyetçileri aleyhine türlü karalama ve küfür kampanyaları düzenliyor.

 

Hasna’nin diğer bir ilgi alanı da GAP bölgesi. Burada sulama projeleri kapsamında İsrail’le işbirliği içinde Kibbutzlar(Kibbutz: İsrail’e özgü bir çeşit çiftlik demektir. Kibbutz’larda İsraillilerin yanı sıra değişik ülkelerden gelen insanlar birlikte çalışarak,üreterek ve tüketerek ortak bir yaşamı paylaşırlar. Gelirleri tarımsal üretime dayanır ve bunun yanında ufak çapta diğer yan gelir kaynakları (fabrika, pansiyon vb) vardır. Elde edilen tüm gelir Kibbutz çalışanları tarafından eşit şekilde paylaşılır. Musevilerin dini günü Şabat (her Cumartesi) dışında haftanın 6 günü çalışılır. Bu oluşumun İsrail devletinin kuruluşunda önemli etkileri olmuştur. açılması ve bölge halkının kendi kendini yönetmesi gibi kapsamlı çalışmalar var. Doğan Vakfı’nın destek olarak avuç dolusu para verdiği bir diğer dernek de Technology for Peace (Barış için teknoloji) kuruluşu. İnternet adresi www.tech4peace.org olan bu kurumun başında Nöroloji doktoru Yannis Lauris isimli Rum istihbaratıyla ilişkili bir Rum bulunmakta.

 

Sayın Doğan’ın vakıf ve hayır faaliyeti adına giriştiği işler ne kadar ilginç değil mi? Sayın Doğan’ın ülkemize “geçmişte” yaptığı iyilikler
için 1999 senesinde Devlet Üstün Hizmet Madalyası aldığını göz önüne alırsak, bu son faaliyetleri için de Avrupa’dan “Legion de Honeur” ve Amerika’dan “Medal of Freedom” alacağını da tahmin edebiliriz.

 

Keyifleri biraz bozduysam kusura bakmayın.

 

Sevgilerimle,

 

Serdar Kuru
Araştırmacı Yazar”

 

İddialar böyle. Bir de Aydın Doğan’ın 10 Eylül 2002 tarihinde Zaman Gazetesi’nden Nuriye Akman’a verdiği röportajdaki açıklamalarına bakalım:

 

Aydın Doğan: Asıl imparatorluk Koçlar, ben onlarla boy ölçüşemem!

 

“Aydın Doğan, kendisine yönelik ‘imparator’ tanımlamasını sevmediğini belirterek, Türkiye’de asıl imparatorluğun Koç Grubu olduğunu söyledi. Doğan, “Ben onlarla boy ölçüşemem. Koçlar’la yarışmam hayalcilik olur.” şeklinde konuştu.

 

Türkiye’nin iki köklü gazetesi Hürriyet ve Milliyet’in sahibi olan Aydın Doğan, gazetelerini de değerlendirdi. Kendisinin 68 kuşağının değil, 1990’lı yılların solcularından olduğunu belirten Doğan’a göre Milliyet de biraz solda. Hürriyet ise daha çok devlet gazetesi. “Gazete patronu olmanızda Vehbi Koç’un maddi bir katkısı oldu mu?” şeklindeki soruya ise Doğan, şu cevabı verdi: “Vehbi Koç’un damadı İnan Kıraç’la dostluğum sebebiyle yıllarca Milliyet için Vehbi Koç’un dediler. İnan Kıraç’ın Milliyet Gazetesi’ni almamda çok büyük manevi katkıları oldu. Hürriyet’i aldığım dönemde de bankalarından kredi aldım.”

 

….”

 

Bir anekdot daha! Doğan Vakfı’nın Türkan Saylan’ın başkanlık yaptığı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile ortak hareket ederek eğitim çalıştayları düzenlediklerini biliyor muydunuz?

 

 

 

 

Yalan Haberler Antolojisi Cuma, Mar 13 2009 

YALAN HABER 1

 “Mahalle baskısının fotoğrafı” başlığıyla verilen haberde bir hipermarketin içki reyonunun mahalleden gelen baskılar sebebiyle kağıt örtülerle kapatıldığı iddia ediliyordu. Hürriyet’i bizzat market müdürü yalanladı. İçki reyonunun mahalle baskısından değil ticari kaygıdan dolayı ramazanda başka ürünlerle doldurulduğunu açıkladı.

 Hürriyet’in kendi ortaya attığı mahalle baskısı terimine destek bulmak için yaptığı haberin çarpıtma çıkması gazetenin inandırıcılığına ve itibarına büyük darbe vurdu.

Hürriyet son on beş gün içinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili de iki yalan haber yayınladı.

    

YALAN HABER 2

 Cumhurbaşkanı Gül’ün Cumhuriyet mitinglerini düzenleyen STK’lara kuruluşlara davetiye göndermediği iddia edildi. İddia boş çıktı.

     agul1

İddialar hem de Kanal D’nin canlı yayında yalanlandı…
Mehmet Ali Birand’ın sunduğu Ana Haber Bülteni’nde konuk olan Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanı Ahmet Sever konuya açıklık getirdi.

 Birand, mitingci kuruluşlara davetiye gidip gitmediğini sordu. Sever, davetiye gönderildiğine dair belgelerin elinde olduğunu söyleyerek isteyene bunları gösterebileceğini ifade etti. Başdanışman Sever, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Şener Eruygur’a 5 Eylül günü için, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan’a ise 7 Eylül günü için davetiye gönderildiğini söyledi.
Sever, bazı kuruluşların unutulduğunu ancak sözü edilen kişilere gönderildiğinin altını çizdi. Birand bunu üzerine Kanal Türk’ün olmadığını iddia etti. Hatta yanında bulunan Murat Yetkin’e teyit ettirmek istedi. Ancak Yetkin’den bir yorum gelmedi. Sever’in cevabı da hazırdı. Kanal Türk Ankara Temsilcisi Hulki Cevizoğlu’na davetiye gönderildiğini belirtti.

  YALAN HABER 3

Hürriyet Gazetesi Gül ve eşinin cami tablosu önünde çekilen fotoğrafını Hürriyet Çankaya’da ilk fotoğraf diye sundu. O fotoğrafı en çok Hürriyet haber yaptı. Ertuğrul Özkök bu fotoğrafı köşesine taşıdı, “İlk fotoğraf cami önünde” başlığından son anda vazgeçtiklerini anlattı. Türkiye’ye iyilik yapmıştı Ertuğrul Özkök sağolsun! Ama bakın işin aslı neymiş:

 agul2

AÇIKLAMA

 Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi: ”Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde, ‘Sayın Hanımefendinin Özgeçmişi’ başlıklı bölümde yer alan fotoğraf, geçen yıl İstanbul Conrad Otel’de yapılan bir nişan merasimi sırasında çekilmiştir. Otel’in Marmara Restoranı’ndaki İstanbul Silüeti önünde çekilen fotoğrafa bazı yayın organlarında farklı anlamlar yüklenilmesi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından üzüntüyle karşılanmıştır.”

 
YALAN HABER 4

Hürriyet Gazetesi yaptığı 02.09.2006 tarihinde bir başka yalan habere daha imza attı.02.09.2006 tarihli nüshasının 16. sayfasında “OLMAZ DENİLEN İMAMI MÜDÜR YAPTILAR” başlığı altında verilen haberin yalan olduğu ortaya çıktı.Ve gazete bu yalan haberinden dolayı tekzip yayınlamak zorunda kaldı.

 İşte Hürriyet’te yayınlanan o tekzip metni:

TEKZİP METNİDİR:

Gazetenizin 02.09.2006 tarihli nüshasının 16. sayfasındaOLMAZ DENİLEN İMAMI MÜDÜR YAPTILAR başlığı altında verilen haber GERÇEK DIŞIDIR. İlgili haberde kentte 10 yıldır cami imamı olduğu belirtilen Selahattin ÇOLAK, imam olarak değil, Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü emrinde memur kadrosunda 31.08.1993 tarihinden beri görev yapmaktadır. Selahattin ÇOLAK Zonguldak İli Sağlık Müdürlüğünde (İdari ve Mali İşler Şube Müdürlüğünde) memur olarak görev yapmakta iken; başarılı çalışmaları ve derece yükselmeleri nedeni ile 07.04.2005 tarihinde Valilik oluru ile Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğüne İdari Sağlık Müdür Yardımcısı olarak görevlendirilmiştir.Sonradan bu görevlendirme Bakanlık görevlendirilmesine çevrilmiştir. 26.05.2006 tarihinde ise ’13.03.2003 tarih ve 25047 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik’ gereği hukuka ve usulüne uygun olarak bulunduğu göreve Sağlık Bakanlığı tarafından ASALETEN ataması yapılmıştır. Sonuç olarak Selahattin Çolak hakkında 02.09.2006 tarihli gazetemizde yayımlanan; kentte 10 yıldır camide imamlık yapan Selahattin ÇOLAK, Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün olumsuz görüş bildirmesine rağmen aynı bakanlıkça Zonguldak İl Sağlık Müdür Yardımcısı olarak atandığına dair haber gerçek dışıdır. Bu haber nedeni ile Selahattin ÇOLAK’ın gerek özel gerekse de mesleki çevresindeki kişiliği hakkında olumsuz izlenimler meydana gelmesine sebep olduğundan gerçeklerin kamuoyuna tekziben duyurulması gerekli görülmüştür.

 Selahattin ÇOLAK

 

 

YALAN HABER 5
Töreden kaçtı” ve “Üvey oğlu tecavüz etti” “Sus öldürürüz dediler” başlıklı haberde Hürriyet Gazetesi’nin yalan haberler listesindeki yerini aldı.Gazete bu haberden dolayı da düzeltme ce cevap metni yayınlamak zorunda kaldılar.İşte o düzeltme ve cevap metni:Düzeltme ve cevap Hürriyet Gazetesi’nde 26 Haziran 2006 tarihinde yayınlanan “Töreden kaçtı” ve “Üvey oğlu tecavüz etti” “Sus öldürürüz dediler” başlıklı haberde Fadime Sarıtaş tarafından yapılan açıklamalar tümüyle gerçekdışı ve müvekkilimin aile şerefini zedeleyici niteliktedir. Haberde anlatılan olayların hiçbiri gerçekleşmemiş, Fadime Sarıtaş’a yönelik maddi, psikolojik veya cinsel bir baskı uygulanmamıştır. Kamuoyunun ve gazete okurlarının bilgisine saygıyla arz olunur. 

 14.8.2006
Mehmet Çiçek Vekili
 

 

  YALAN HABER 6

  DSP’Lİ BÜYÜKERŞEN’İ ÖVME ADINA KÜÇÜK BİR GÖLETİ BARAJ YAPTILAR.DSP’li Büyükerşen’in, Hürriyet’in bu yalanlarına sahip çıkması da dikkat çekti. Büyükerşen bu gazeteye yaptığı açıklamada, burasının bir gölet olduğunu “küçük baraj” diyerek kabul ederken, “içme suyu temin etmedikleri bu göleti kano yarışları düzenlemek için yaptıklarını” gizledi. Büyükerşen “Bu bir planlama işidir” şeklindeki sözleriyle, kano yarışları için yaptıkları Mamuca Göleti’ni, kuraklık tehlikesini önceden dikkate alarak su temini için yaptıklarını lanse etti.

 Hürriyet’in çarpıtma haberi vatandaşların da tepkisini çekti. Eskişehir’de yaşayan Mimar Mehmet Ali Kalkan, Hürriyet’in basına olan güveni sarstığını söyledi.

 

 

 

 

 

 YALAN HABER 7 

 YILIN BOMBA YALANI!

 Hürriyet’in TESTİS Manşeti Yalan Çıktı


Hürriyet’in “Konya’da kadın uzman, testis ultrasonu çekmedi” haberi yalanlandı. Başhekim testis haberini yalanladı.

 aa1

Hürriyet gazetesi, Uğur Dündar’ın, “Tesettür Faciası” haberinin yalan olduğunu açıkladı. 17 Aralık 2006 tarihinde yayınlanan, ”Tesettür Faciası’ haberi için Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, köşe yazısında iki kadın görevliden özür diledi.

 Uğur Dündar – Mine Özbek imzalı haberde, ”Çoban A.G. testislerinde şiddetli ağrı ve şişlik şikayetiyle Konya Numune Hastanesi’ne gitti. Acilen ultrasona gönderildi. Tesettürlü kadın radyoloji uzmanı geri çevirdi. Ertesi gün yine ultrason çektirmeye gönderildi. Görevli olan ikinci tesettürlü kadın doktor da geri çevirdi. Başhekimlik devreye girdi. Hemen ameliyata alınan genç, bir testisini kaybetti” denilmişti. Tabi bu haber baştan sona yalandı.

 

 

YALAN HABER 8

NAMAZ KILAN ÖĞRENCİLERE TERÖRİST MUAMELESİ

 Kartel medyası, en büyük namaz düşmanlığını lisede namaz kılan öğrencilere terörist muamelesi göstererek yaptı. Hürriyet gazetesi, 31 Mayıs 2007 tarihli sayısında İstanbul Bağcılar Lisesi’nde namaz kılan lise öğrencilerine yönelik komplo bir haber yapmıştı. Namaz kılan öğrencileri suç işlemiş gibi gösteren haber üzerine olaya el atan İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişleri tuttukları raporda komployu ortaya çıkarmıştı.

İŞTE BİR BAŞKA YALAN DAHA!!!

Nutuk kitapta varmış! 

Nutuk’un ders kitaplarından çıkarıldığı iddiaları yalan çıktı. İki yıldır dağıtılan 8. sınıf İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabında Nutuk’tan 5 ayrı parçaya yer veriliyor.

aaa1

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından cevaplanması isteğiyle soru önergesi haline getirdiği ilköğretim 8. sınıf İnkılap Tarihi kitaplarından Nutuk’un çıkarıldığı iddialarının doğru olmadığı belirlendi.

Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun 20.5.2005 tarihli onayıyla 2 yıldır ders kitabı olarak tüm 8. sınıf öğrencilerine ücretsiz dağıtılan Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabında Nutuk’tan bölümlere yer verildiği gibi
 

 

 

 

 

 

Nutuk’un orjinal elyazmasına yer verildi.


5 AYRI YERDE VAR
Kitabın “Türk İnkılabı” başlıklı dördüncü bölümünde Atatürk’ün yeni Türk harflerinin kabulüyle ilgili düşünceleri Nutuk’tan verildi. Halen İstanbul İnkılap Müzesi’nde bulunan orijinal Nutuk’tan, Atatürk’ün yeni harfleri kullanarak yazdığı bölüm kitabın 140. sayfasında yer aldı.
Kitabın 51. sayfasında Nutuk hakkında temel bilgi verilirken, Nutuk’un “dinleyenleri adeta büyülediği, Türk tarihinin ölmez eserleri arasında olduğu” ifadeleri kullanılıyor. Kitabın 99. ve 100. sayfalarında Nutuk’taki Atatürk ile İnönü arasındaki karşılıklı telgraflar yer alıyor. 113. sayfada Atatürk’ün Mudanya Konferansı hakkındaki görüşleri, 123. – 124. sayfada Halifeliğin kaldırılması bölümü,186. ve 187. sayfada da gençlikle ilgili bölümler Nutuk’dan anlatılıyor.
İDDİA ADD’DEN ÇIKTI
Nutuk’un ders kitaplarından çıkarıldığı iddiasını ilk olarak Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ortaya attı. ADD Bilim Kurulu’nun konuyu incelediğini belirten ADD Balıkesir Şube Başkanı Mürüvvet Keleş, Prizma Yayıncılık’a ait bir kitapta Nutuk’un yer almadığını öne sürmüştü. CHP Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan öğrencilere “Nutuk’suz İnkılap Tarihi kitabı” dağıtıldığı iddiasını TBMM’ye taşıyan isim oldu. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı yetkilileri ADD’lilerin ve CHP’lilerin ders kitaplarını başka kitaplarla karıştırmış olabileceğini ifade etti.

 

 HOCAEFENDİDEN HÜRRİYETE YALANLAMA!!!

CÜBBELİ HOCA CANLI YAYINA ÇIKTI!

 Mahmut Ünlü, hakkında çıkan haberlerin gerçeklerle ilgisinin olmadığını belirtirken, cemaatlerine yıllardır vaazlar verdiğini Hürriyet tarafından yapılan haberlerde konuşmalarından cımbızla sözlerinin seçilerek alındığını söyledi.

Benim hakkımda çıkan saat konusu dendiği gibi 15 bin dolar değil 5 bin dolardır ve saati veren de 2 bin beşyüz dolara indirmiştir.

 Ben yüzme konusunda herkese tavsiyede bulunmuşumdur.

 Benim askerlere yönelik senelerce sohbetlerimde yaptığım duaları nedense görmezden geldiler. Marmara depremi sonrasında sözlerim yüzünden kaç kez ifademi aldılar. Ben hiçbir zaman askerimizi kötülemedim. Ben sadece o dönemde orda bulunan İsrail askerlerine dikkat çektim. Bu kadar tesadüf olmaz dedim. Askerimiz hep ordaydı bişey olmuyordu. İsrail askeri geldikten sonra depremin olmasına dikkat çektim. 

Mahmut Hoca’nın yerine geçeceği iddialarına verdiği cevapta ise Veliahtlık olayı yalandır. Padişahlık olayı yoktur ki veliahtlık olsun.
Ben Mahmut hocanın sağlığında vefat etmeyi istiyorum.
Hızırefendi ve Bayramali hoca da veliaht değildi.

Mahmut Hoca efendi yerine geçecek iki isim belirlemiştir. Bu kişiler de sağdır ben bunları burda belirtmek durumunda değilim. Ben vefat edenlerden sonra kim kalırsa onların yanında hizmetimize devam edeceğiz.

Ben 11 yaşında cemaatimi doldurdum. Bu üstadımın duasıdır. Müşterilerin çok olacaktır. Ben münferit teke tek biriyim doğruları da söylerim. Çok doğrucu geçiyorum. Bu yüzden de başıma çok kişi geçiyor.

Mehmet Sağlamer yanımdaydı. Uzun yıllar yanımda kaldı. son zamanlarda bazı tavırlarını görmeye başladım. Benim adımı kullanmaya başladı. Benim yanıma bir zaman için gelme. benim adıma para toplanmak istediğini görünce ve hoca para vermeden gelmez lafının çıkması üzerine onunla ilişkimi kestim.

Mahmut Ünlü hocanın Show haberi sunan Defne Samleyi yerine başka bir isimle görüşmesinin nedeni de program sonrasında Defne Samyeli açıkladı. Mahmut Ünlü hocanın kendisi ile stüdyoya çıkması halinde böyle haberleri kendisini seven cemaatin izlemeyeceğini açıkladığını söyledi.

 

 Oruç dayağı çarpıtma çıktı, dövülen de oruçluymuş   oruc

Her Ramazan ayı görmeye alışık olduğumuz ‘Oruçlu olmadığı için dayak yedi’ tarzı irtica haberlerine bir yenisi daha eklendi.
Dün bir gazetenin internet sitesinde Kağıthane’de 22 yaşındaki Güney Minik ile 17 yaşındaki yeğeni Coşkun Minik’in sigara içtikleri için çevredekiler tarafından dövüldüğü iddia edildi. Ramazan ayına saygısızlık yaptıkları gerekçesiyle çıktığı söylenen kavganın altından, iddiaların aksine sigara dumanı tartışması çıktı.
Konfeksiyon işçisi Güney Minik’le kavga eden 28 yaşındaki Ahmet Topal, olayın tamamen çarpıtıldığını söyledi. Kavgada yaralanan Minik’in ağabeyinin yakın arkadaşı olduğunu belirten Topal, aralarında geçen tartışmanın oruçla hiçbir ilgisinin bulunmadığını aktardı. Olayın bu şekilde çarpıtılmasından dolayı büyük şaşkınlık yaşayan Topal, kavga anını şöyle anlattı: “Biz 4 arkadaş internet kafenin önünde oturup sohbet ediyorduk. İçeriden Güney Minik ile yeğeni Coşkun çıktı. Bir süre sonra Coşkun sigara içmeye başladı. Yanlarında duran akranları Coşkun’a sigara dumanından rahatsız olduklarını ve biraz ileride içmesini söyledi. Coşkun ve Güney itiraz edince ben de müdahale ettim. Bunun üzerine Güney bana hakaret etti. Gururum incindiğinden yumruk attım. O esnada kaşı patlamış.” Kavga ettiği Güney Minik’in o gün kendisine niyetli olduğunu söylediğini aktaran Topal, “Nasıl olur da oruçlu birini oruç tutmuyor diye dövebilirim.” dedi. Kavganın ardından arkadaşının Minik’i Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdüğünü ifade eden Topal, sağlık masraflarını kendisinin karşıladığını belirtti. Evli ve bir çocuk babası olduğunu dile getiren Ahmet Topal, “Yaptığımız kavga hoş değildi. Ama bunun nedeni kesinlikle oruç tutmama değildi. Haber tamamen yalan ve çarpıtma.” diye konuştu. Haberde ayrıca, dayak yiyen gençlerin saldırganların yakalanması için polise başvurduğu ayrıntısına da yer verilmişti. Ancak Güney Minik ve yeğeni Coşkun Minik, kavga ettikleri arkadaşlarından şikayetçi olmadı. Kağıthane Emniyet Müdürlüğü yetkilileri de kendilerine böyle bir olayla ilgili olarak şikayet gelmediğini açıkladı.

 

 

 Hürriyet Erdoğan’ı nasıl yuhalattı?

 

Haberi değil, içinden geçeni verdi
Başbakan Erdoğan, Adana mitinginde bir parti liderine yönelik eleştirilerde bulundu. Erdoğan’ın eleştirilerine destek vermek amacıyla kalabalıktan “yuuuh” sesleri yükseldi. Yuhalanan lider kimdi, Hürriyet bu haberi bakın nasıl verdi?

 Hürriyet Erdoğan’ı nasıl yuhalattı 01 / 07 / 2007 23:10

 Başbakan Erdoğan, bugün AK Parti tarafından Adana’da düzenlenen mitingte konuştu.

 Gündemde, siyasi polemikler vardı. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, hükümete yönelik PKK lideri Öcalan’ı asmadığı yolundaki sert eleştrileri ardından, kalabalığa elindeki ipi atarak, “al bunu as” diye yaptığı çağrıya cevap verdi.
Erdoğan, “Hamaset siyasetçileri, bölge siyasetçileri, hizip siyasetçileri bu genişlikte siyaset yapsaydı, Türkiye şu anda çok daha ileri noktada olur. Hamaset, slogan çözüm değil, meydanlarda halkı kin ve öfke ile tahrik etmek ip atmak…” sözleri üzerine vatandaşlardan “yuh” sesleri geldi.
Mitinge katılanlardan yükselen “yuh” sesleri, siyasi mitingleri bilenlerin kolaylıkla anlayabileceği gibi, söz konusu edilen kişiye yönelik idi. Yani, protesto sesleri “Hamaset, slogan çözüm değil, meydanlarda halkı kin ve öfke ile tahrik etmek ip atmak…” sözlerinde bahsi geçen MHP liderine yönelik idi.

 

 

Hürriyet gazetesi, bu protestoyu, “Başbakan Adana’da yuhalandı” diye verdi. Haber Anadolu Ajansı’ndan alınmıştı. Haberin içinde Başbakan Erdoğan’ın yuhalandığına dair en küçük bir ifade yoktu.

 Anlaşılan Hürriyet’in editörü, AA’nın haberinde geçen bilgiyi değil gönlünden geçeni yazmıştı:
Başbakan Adana da yuhalandı !!!

 

 

ŞOK ŞOK ŞOK!!!!

Hürriyet Ankara’dan gemi kaldırdı!!!

 Hürriyet’in sitesinde son dakika haberi: ABD helikopter gemisi Ankara’dan ayrıldı.

Hürriyet Gazetesi internet sitesinde verdiği son dakika haberinde ABD helikopter gemisinin Türkiye’den ayrılışını şu başlıkla duyurdu: ABD helikopter gemisi Ankara’dan ayrıldı. Tabi ki aslında olay Marmaris’ten dolayısı ile türkiye’den bu geminin ayrılışıydı.

 Son zamanlarda denizciliğe ilgi duyan, Cap İstanbul’a sponsor olan ve bünyesinde bir denizcilik dergisi çıkaran Hürriyet’in Ankara’dan gemi kaldırmasını denizcilik camiasının takdirine bırakıyoruz.

 Bu bize geçmiş dönemlerde uyuyan uyanık bir milletvekilinin Kayseri’ye liman istemesini hatırlattı. 

gemi

 

 

 

 

Vatandaşlarımız, kendi sağduyusuyla seçimde en doğru kararı verir

 Fethullah Gülen, AK Parti hükümetini desteklediğini iddia eden Milliyet Gazetesi’ni yalanladı. Avukatı aracılığı ile açıklama yapan Gülen, her partiye eşit yakınlıkta olduğunu kaydetti.
Milliyet’te, Ömer Erbil imzasıyla yayımlanmaya başlayan ‘Tarikatlar, dinî cemaatler ve 22 Temmuz’ başlıklı dizide Fethullah Gülen ile ilgili iddialar yer alması üzerine Gülen’in avukatı Orhan Erdemli, yazılı açıklama yaptı. Yazı dizisinde gerçek dışı isnatlarda bulunulduğu kaydedilen açıklamada, Gülen’in herhangi bir partiyi desteklemeyip bütün partilere eşit yakınlıkta durduğu anlatıldı: “Muhterem Gülen, farklı düşünceleri bir zenginlik kabul ederek; ülkemizde ve dünyamızda sevgi ve barış ortamının sağlanması ve daha da geliştirilmesi yönünde ilmî ve fikrî faaliyetlerde bulunmaktadır. Bu çalışmalar bireylere veya kuruluşlara bağlı olarak veya karşısında durularak yürütülen siyasî nitelikli faaliyetler değildir. Bilakis, bu çalışmalar gündelik politik çıkarlardan uzak, millet ve memleket menfaatlerini ve dünya barışını esas alan bir nitelik arz etmektedir. Bu bağlamda Sayın Gülen bütün siyasi partilere eşit yakınlıkta bulunmaktadır.”
Dizide ileri sürülen, her seçim döneminde tarikat şeyhleri ve cemaat önderlerinin, destekledikleri siyasetçileri müritlerine işaret ettiği ve bu cümleden Fethullah Gülen’in, cemaatini belli bir partiye ve bazı adaylara yönlendirdiği iddiasının asılsız olduğu vurgulandı: “Öncelikle belirtmeliyiz ki, Muhterem Gülen herhangi bir tarikatın veya cemaatin lideri olmadığını, bu türden faaliyetler içinde bulunmadığını birçok kez bizzat kamuoyuna açıklamıştır. Buna rağmen, aynı iddiaların tekrar edilmesi iyi niyetle bağdaşmamaktadır.” Halkımız en doğru kararı verir Açıklamada, Gülen’le ilgili olarak ortaya atılan, ‘belli siyasi kişilerin ve partilerin desteklendiği veya karşısında durulduğu’ yönündeki iddiaların ise düşünce ve faaliyetlerinin yanlış algılanması veya yanlış anlatılmasının bir sonucu olabileceği belirtildi. Ülkemizin değerli insanlarının sağduyusuyla doğruyu takdir edebilecek ve seçimlerde hangi aday veya partiyi destekleyebileceğine kendi hür iradesi ile karar verebilecek düzeyde olduğu hatırlatılan açıklamada şöyle denildi: “Bu nedenle müvekkilim, vatandaşlarımızın özgür iradesinin yazıda iddia edildiği gibi yönlendirilmesini, insanlarımıza saygısızlık olarak kabul eder. Bu vesileyle, Muhterem Fethullah Gülen’in hayatı boyunca yürüttüğü faaliyetlerin yegâne amacının İslam’ın sevgi, barış, birlik ve beraberlik mesajlarının insanlara doğru biçimde anlatılması olduğunu; bu çalışmaların hiçbir makam, mevki, maddi çıkar ya da siyasî beklenti ile bağlantısı bulunmadığını kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz.”
İstanbul, Zaman 

 

 

BİR YALAN HABER DAHA!

ÇARPITMASI DA DANİSKASI!!!

 

Hatay, İskenderun’da bir okulun tabelasının bahçe duvarındaki Atatürk resmi üzerine monte edilmesine yönelik Hürriyet’in yaptığı haber AA ‘nın görüntüleri böyle yalanladı.

 Hatay’ın İskenderun ilçesinde bir ilköğretim okulunun tabelasının bahçe duvarındaki Atatürk resminin üzerine asılması tepkiye neden oldu. Okul müdürü açığa alındı.
Olayla ilgili haber haber yapan Hürriyet.com.tr ise konuyu tamamen çarpıttı. Yaşanan olumsuzluğa el konulmasına ve tabelanın yerinden sökülmesine rağmen Hüriyet, ilginç bir habercilik örneği sergiledi.
Hürriyet’in çarpıtması Anadolu Ajansı görüntüleriyle ortaya çıktı. Yasal işlemlerin ardından yerinden indirilen tabela Hürriyet’in internet sitesi tarafından ‘asılıyormuş’ gibi gösterildi. Oysa Hürriyet’in tabelanın ‘asılıyor’ diye gösterdiği kareler tabelanın yerinden söküldüğü anın görüntüleriydi.

 bakın çarptırılan resimlere..

 

 

 

 

 

 

 

 

cp

 

cp2 

   YALANCI MİLLİYET..!

 

 Halen yürürlükte olan 13 Aralık 1977 tarihli “Okullar, namaz kılacak çocuklara yardımcı olmalıdır” şeklindeki genelgeyi hazmedemeyen Milliyet, o genelgeyi yayınlayan dönemin Millî Eğitim Bakanı Nahit Menteşe’nin sözlerini çarpıttı

İstanbul Bağcılar Lisesi’nde öğrencilerin namaz kılmasını suç gibi göstermekte ısrar eden kartel medyası, 1977’de Milli Eğitim Bakanlığı döneminde “okulda namaz”a izin veren bir genelge yayınlayan Nahit Menteşe’nin ağzından yalan uydurmaya başladı.
Kartelin namazı suç gösteren haberleri üzerine, okulda namaz kılmanın yasak olamayacağı ifade edilmiş; 13 Aralık 1977’de Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan genelge ile “okullarda namaz kılmak isteyen öğrencilere kolaylık sağlanması”nın istendiği ve genelgenin halen yürürlükte olduğu hatırlatılmıştı. Milliyet, sözkonusu genelge üzerine bu defa da, dönemin Milli Eğitim Bakanı’nın konuyla ilgili değerlendirmelerini çarpıttı. Milliyet, dünkü sayısında yer verdiği bir haberde, Milli Eğitim eski Bakanı Menteşe’nin ağzından “Genelge o günkü şartlara göre çıkarılmıştı, Bağcılar Lisesi’nde yaşananları uygun bulmuyorum” ifadelerine yer verdi.
ÇARPITILDI
Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Menteşe, Milliyet gazetesinde yer alan habere tepki göstererek, “Namaz kılmak, her şeyden önce din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir konudur. İhtiyaç duyulduğu taktirde öğrencilere her zaman kolaylıklar sağlanmalıdır. Bunun yasalara aykırı bir tarafı da yoktur” dedi. Milliyet’in, açıklamalarını “yasağı savunmuş” gibi yansıtmaya çalıştığını ifade eden Menteşe, yayınladıkları genelgedeki ifadelere bugün de aynen katıldığını ifade etti.
AYNI ŞARTLAR BUGÜN DE YAŞANIYOR
Okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çeken Menteşe, “O dönemde eli silahlı ve bıçaklı çocuklar birbirini öldürüyordu. Bizim de amacımız, gençlerin gönlüne Allah korkusunu yerleştirmekti” diyerek, aynı şartların bugün de yaşandığını vurguladı. “Bakanlığım döneminde Allah rızası için dine hizmet etmişimdir” diyen Menteşe, “İbadet etmenin yasak bir tarafı yoktur. Önemli olan, Allah için yapılan ibadetlerin istismar edilmemesidir. Ben namaza ve ibadetine düşkün olan herkese ayrı bir değer veririm” şeklinde konuştu. Menteşe, din ve ibadet konularında kimsenin kimseye baskı yapamayacağını ifade ederek, 1977 yılında yayınlanan genelgenin içeriğini de aynen benimsediğini söyledi. Okullarda ibadeti 1977 yılında serbest bırakan genelgeyi çıkaran dönemin Adalet Partili Milli Eğitim Bakanı Nahit Menteşe, okullarda ibadeti serbest bıraktıkları için o dönemde de din karşıtı medyanın karşı yayın yaptığını belirtti.

 Kaynak: VAKİT

Yalan Haberler Antolojisi -2- Cuma, Mar 13 2009 

Hürriyet Allah’a emanet

04 Ekim 2007 Perşembe 

Başbakanlık önünde nöbet tutan güvenlik görevlilerinin, ‘iftar saatinde yerlerinden ayrıldığı’ yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

Başbakanlık Basın Merkezi (BBM), Hürriyet gazetesinin ‘İftar vaktinde Allah’a emanet’ başlığıyla yayınlanan dünkü manşetini yalanladı. Güvenlik görevlilerinin nöbet mahallini terk etmediğini gösteren kamera kayıtları basına dağıtıldı. 
Başbakanlık güvenlik kameralarının 1 Ekim’de saat 18.47 ile 18.54 arasında tespit ettiği görüntüler de BBM’nin internet sitesine konuldu. Hürriyet, bu dakikalarda korumaların iftar yapmaya gittiğini ileri sürmüştü.

    

‘Fatiha okuma’ şartlı Ramazan yardımı haberi yalanlandı

  Bugün yayınlanan bazı ulusal gazetelerde Yardım Sevenler Derneği Erzurum Şubesi’nin ihtiyaç sahibi ailelere gıda maddesi dağıtırken, derneğin kurucuları, bağışta bulunanlara, şartlı ‘Fatiha okutulup’ ardından da yardım malzemesi dağıtıldığı haberinin çarpıtıldığı belirlendi. Yardımsevenler Derneği Şube Başkanı Şadi Zaimoğlu, 10-15 gün önce derneğe gelen basın mensuplarının, kendisinden ve yardım talep eden vatandaşlardan, “Yardım paketi alırken, derneğin kurucularına fatiha okurken haberinizi yapalım” dediğini aktardı.  Daha sonra basın mensuplarının talebi doğrultusunda yardım paketi verdikleri vatandaşlardan ‘Fatiha okumalarını’ istediklerini ileri süren Zaimoğlu, “Derneğimizin şartlı olarak yardım yapması yönündeki haberler gerçeği yansıtmıyor. Evet yardım dağıttıklarımıza dua edin diyoruz. Ama bunu yardım için şart koşmuyoruz. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Ben de fakirlikten geldim. Fakirlerin onurlarını aşağılamak değil çıkartmak için uğraşıyoruz.” dedi.

‘Fatiha okuma’ şartlı haberin yapıldığı sırada yardım almak için sırada beklediğini belirten Hacer Atikçi isimli kadın ise “Yardım için sıra bekliyorduk. Gazeteciler geldi, ‘dua okuyun sizin resmini çekelim’ dediler. Bu adam (Şadi Zaimoğlu) bizden fatiha okuyun demedi.” diye konuştu.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=597326

 

 Sınır kapısında iftar rötarına yalanlama

 Türkiye’nin Suriye sınırındaki Öncüpınar Sınır Kapısında, ”iftar dolayısıyla hizmetlerin aksadığı” yönündeki haberlerin asılsız olduğu bildirildi.

 Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın Basın Müşaviri Ömer Sayar tarafından yapılan yazılı açıklamada, habere konu olayda, Suriye’den Türkiye’ye giriş yapmak isteyen ekibin, bilgisayar ve polis kayıtlarınca da kayıt altına alındığı, saat 18.21′de sınır kapısından giriş yaptığı ve 18.47′de işlemlerinin bitirildiği ifade etti. Sayar, 26 dakika içesinde 20 kişilik ekibin işlemlerinin tamamlandığını belirterek, ”Haberlerde bahsedildiği gibi iftar saatinde gümrük kapılarının kapalı olması kesinlikle mümkün değildir. Ayrıca haberlerdeki yorumlar da abartılı olarak kamuoyuna yansıtılmıştır” dedi.  

 

Petrol Ofisi Türkiye’yi böldü
Hürriyet Gazetesi’nin verdiği Hugo adlı oyunda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin olmadığı bir Türkiye haritasıyla karşılaşılıyordu. Şimdi ise Petrol Ofisi’nin resmi internet sayfasında Türkiye resmen haritadan
koparıldı. Nasıl mı? İşte yanııtı…

po

Bu kez ise Doğan Grubu’nun en büyük iştiraklerinden Petrol Ofisi’nin resmi internet sitesinde benzer bir rezalet ortaya konuluyor.

 Petrol Ofisi’nin uydudan yakıt kontrol sistemini tanıtan animasyon için tıkladığınızda bir Petrol Ofisi benzin istasyonu ortaya çıkıyor. Sevimli bir köstebek gelerek Petrol Ofisi tabelasının altını eşiyor. Daha sonra tabelada Petrol Ofisi’nin yeni başlattığı uydu kontrol sisteminin anlatıldığı yazılar beliriyor.

 Buraya kadar her şey normal görünüyor. Ancak, bu animasyonun üzerinde bulunan İngilizce seçeneğini tıkladığınızda aynı animasyonun İngilizce versiyonu ekrana geliyor. Bir farkla. İngilizce versiyonunda gökyüzünde Türkiye haritasını çağrıştıran bir bulut ortaya çıkıyor. Fakat buluttan Türkiye haritasının, Güneydoğu’su bariz bir şekilde Türkiye haritasından ayrılmış şekilde gösteriliyor.  

 Buluttan Türkiye haritasında Marmara Bölgesi ve Boğazlara kadar pek çok ayrıntı ihmal edilmemiş. Buna karşın, Güneydoğu kopup giden bir parça olarak gösterilmiş.  

 Bunun yanında, neden animasyonun İngilizce versiyonunda bu kopmuş vatan parçasının gösterilmeye çalışıldığı da anlaşılır gibi değil. İnsan, acaba bu şekilde bir yerlere mesaj mı verilmek isteniyor diye sormadan edemiyor…  

 po21

 Hugo rezaletinden sonra Köstebek skandalına da imza atan Doğan Grubu’nun neyi amaçladığı, Türkiye’yi bölmek isteyenlerle neden bu kadar aynı paralelde durmaya özen gösterdiğini anlamak son derece güç.   

 

 

 ‘Kız lisesinde namaz baskısı’

haberi de katmerli yalan çıktı!

Amasya’da türban takmaya ve namaz kılmaya zorlanan 4 kız öğrencinin okulu bıraktığı yönündeki haberlerin asılsız olduğu ortaya çıktı. Dün bazı gazetelerin manşetinde yer alan iddia, valilik ve il milli eğitim müdürü tarafından yalanlandı. Anadolu kız meslek lisesine bağlı pansiyonda baskıya maruz kaldıkları ileri sürülen çocuklardan 3′ünün pansiyonda hiç kalmadığı belirlendi. Diğer öğrenci de, dinî faaliyetle suçlanan müdür yardımcısı göreve başlamadan önce pansiyondan ayrılmış. “Dinci baskıya karşı çıkan öğretmenlere nöbet tutturulmuyor.” dediği ileri sürülen Türk Eğitim-Sen şube başkanı, böyle bir ifade kullanmadığını açıkladı.

 İl Milli Eğitim Müdürü Necati Akkurt’un dün yaptığı yazılı açıklama da çarpıtma olayının vahametini gözler önüne serdi. Öğrenciler H.D., G.D., Ş.Ç. ve Ş.D.’ye, din kültürü dersi öğretmeni Ahmet A. ile kaldıkları pansiyonun müdür vekili Özlem Y. tarafından baskı yapıldığı iddiası üzerine inceleme başlattıklarını anlatan Akkurt, elde ettikleri sonucu şöyle özetledi: “4 öğrenciden H.D., G.D. ve Ş.Ç., okulun pansiyonunda hiç kalmadı. Bu öğrencilerin aileleri Tokat’ın Turhal ilçesinde iş bulduğu için çocuklarının naklini o bölgeye yakın olan Aydınca Lisesi’ne aldılar. Diğer öğrenci Ş.D., 20-27 Eylül tarihleri arasında okulumuz pansiyonunda bir hafta kaldı. Haberde ismi zikredilen okulumuzun pansiyonundan sorumlu müdür yardımcısı Özlem Y. ise 1 Ekim’de göreve başlamıştır. Bu nedenle kız öğrencilere herhangi bir dinî baskı yapmış olması mümkün değildir. Zorlama veya baskı iddiasıyla ilgili olarak bize herhangi bir şikâyet gelmedi. Öğrenciler, veliler veya sendika temsilcisi dilekçe vermedi.” 

asm1

Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesi 9 ve 10. sınıf öğrencileri olan ve yaşları 16 ile 17 arasında değişen H.D., G.D., Ş.Ç. ve Ş.D.’nin, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenleri Ahmet A. ve kaldıkları pansiyonun müdür vekili Özlem Y. tarafından namaz kılmaları ve kapanmaları yönünde baskı gördükleri iddiası asılsız çıktı.
Konu hakkında yayınlanan haberler üzerine inceleme başlatan İl Milli Eğitim Müdürlüğü, ‘dinî baskı’ ifadelerinin gerçek dışı olduğunu ortaya çıkardı. Amasya Milli Eğitim Müdürü Necati Akkurt, yaptığı yazılı açıklamada, 4 öğrenciden H.D., G.D. ve Ş.Ç.’nin kız meslek lisesi pansiyonunda hiç kalmadığını belirtti. Dinî baskı iddiasıyla kendilerine şikayet gelmediğinin altını çizen Akkurt, ayrıca pansiyonda erkek öğretmen görevlendirilmediğini hatırlattı. Akkurt, “Okulun kadrosunda bulunan 14 bayan öğretmene belletici olarak görev verilmektedir. Ayrıca yaptığımız denetimlerde pansiyonda başı kapalı çalıştığı öne sürülen müdür yardımcısı Özlem Y.’nin kılık kıyafet yönetmeliğine uygun olarak çalıştığı gözlemlenmektedir.” şeklinde konuştu. Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni Ahmet A., okulda her şeyin şeffaf olduğuna vurgu yaparak, baskı ve zorlamanın söz konusu olmadığını belirtti. Geçen yıl hakkında ortaya atılan iddianın asılsız olduğunun günyüzüne çıkmasına rağmen böyle bir haber yapıldığına dikkat çeken Ahmet A., hakkındaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Yurt müdür yardımcısı Özlem Y. ise habere konu olan öğrencilerden sadece bir tanesinin yurtta kaldığını ve onun da 27 Eylül’de yurttan ayrıldığını söyledi. Toplu namaz ve dini baskı gibi bir durumun söz konusu olmadığını vurgulayan Özlem Y., veliler ile yurtta kalan öğrencilerin bu konuda hiç şikayetçi olmadığını sözlerine ekledi.

 aar

Muhabir, açıklamalarımı çarpıtmış’ Türk Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi, haberde yer alan açıklamanın kesinlikle kendisine ve sendikaya ait olmadığını bildirdi. Kendisine sorulan pansiyonla ilgili bir soru üzerine nöbetler konusunda açıklamada bulunduğunu belirten Terzi, “Açıklamalarım çarpıtılmış.” diye konuştu. Öğrenciler ise okullarında kesinlikle bir baskının söz konusu olmadığını söyledi. Daha önce de okulları hakkında benzer haberler yapıldığını ifade eden öğrenciler, bu tür haberlerle okullarının gündeme gelmesinin kendilerini rahatsız ettiğini kaydetti. Lisede öğrenim gören ve pansiyonda kalan 9. sınıf öğrencisi Ö.H., “Okuldan ayrılan arkadaşlarımız okulu beğenmedikleri veya uzak buldukları için bahane uydurmuşlardır. Okulumuzda hiçbir zaman baskı görmedik.” dedi.

 

Yine Cumhuriyet yine yalan haber

 

 

chm Kocaeli’nde ilköğretim öğrencilerine yönelik seviye tespit sınavında ‘Atatürk ile ilgili hiçbir sorunun bulunmadığı’ haberi yalan çıktı. Dün Cumhuriyet Gazetesi’nin manşetten ‘Şeriat soruları’ başlığıyla verdiği haberde yer alan Kur’an’daki ayet ve surelere ilişkin soruların da Milli Eğitim’in müfredatına uygun olduğu anlaşıldı.
Cumhuriyet’in son dönemde dini konulardaki yalan haber sayısında artış dikkat çekerken gazetenin iddiasının aksine ilköğretim 8. sınıf öğrencileri için yapılan Başarı Değerlendirme Sınavı’nın ilk sorusu Atatürk ile başlıyor ve birçok soru yine Atatürk hakkında. Kitapçıkta ayrıca Atatürk’ü öven şiirler yer alıyor.
Deneme sınavının ilk sorusu şöyle: “Atatürk, yurdu iç ve dış güçlerden kurtarmak için insana şaşkınlık, saygı ve korku verecek insan üstü bir iradeyle çalışmıştır. Savaş sonrasında kendisine, ‘Mutlu musunuz?’ diye soran bir gazeteciye verdiği cevap ilginçtir: ‘Evet mutluyum çünkü başardım.’ Bu parçaya konulabilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?”

Dini baskı iddiaları yalan çıktı  

 

 

Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesi’nde ve buna bağlı pansiyonda dini baskı gördükleri için başka okula kayıtlarını aldıkları 4 öğrenci ile ilgili iddialar yalan çıktı.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, burada yaptıkları incelemelerde böyle bir izlenim almadıklarını belirterek, bu iddianın buradaki bir yerel gazetecinin reyting kaygısından kaynaklandığını söyledi. İncelemelerin sonucunda bir rapor hazırladıklarını ifade eden Zafer Üskül, baskıların Ramazan ayında yapıldığı yönünde olduğuna vurgu yaparak, “Kızlar dini baskı yapıldığıyla ilgili bir şey söylemediler.
Sadece Ramazan ayında oruç tutmadıkları için bazı arkadaşları neden oruç tutmuyorsunuz diye sormuşlar” dedi.
Üskül, burada suçlanan öğretmene de dikkat çekerek, “Bahsi geçen öğretmen kızlar bu okuldan ayrıldıktan sonra göreve başlamış.
Pansiyonda baskı gördükleri iddia edilen 4 öğrencinin 3′ü hiç bu pansiyonda kalmamış” dedi.

 

 

 

 28.11.2007-yeni safak  

Öğrenciler derslere türbanla giriyor’ haberi, müfettiş raporu ile yalanlandı

defe

Diyarbakır Özel Nil koleji Okulu Müdürü Abdullah Dağıstan, mesnetsiz iddialarla okullarının karalanmaya çalışıldığını söyledi.
Diyarbakır’da ‘özel okullarda bazı öğrencilerin derslere türban takarak girdiği’ yönündeki haberler üzerine Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevlendirdiği 4 müfettiş soruşturmayı tamamladı.
Hazırlanan raporda, “Diyarbakır Özel Nil İlköğretim Okulu’nda Kılık Kıyafet Kanunu’na aykırı herhangi bir durumun tespit edilemediği” görüşüne yer verildi.
Müfettişlerin okullarda ikişer grup halinde yaptıkları soruşturmada ayrıca Özel Avrupa Birliği İlköğretim Okulu adının, Milli Eğitim Bakanlığı’na Özel AB İlköğretim Okulu olarak tescil edildiği belirtildi.
Diyarbakır Milli Eğitim Müdürü Mustafa Tekdemir, müfettişlerin hazırladıkları rapor doğrultusunda gerekli işlemlerin yapılacağını söyledi.
Tekdemir, “Okulda öğretmen ve öğrencilerin kılık kıyafeti, türbanlı öğrencilerin derslere girmesi gibi konular için görevlendirilen 4 müfettiş incelemeyi tamamladı.
Dosyada Özel Nil İlköğretim Okulu’nda yasalara aykırı bir durum söz konusu değil. Aynı raporda Özel AB İlköğretim Okulu’nda kılık kıyafete uyulmadığı için disiplin cezası verilmesi talep ediliyor.
Yönetmeliklerimizde öğrenci ve öğretmen kıyafetleri bellidir.
Bunun dışına çıkılması söz konusu değildir.” diye konuştu. Diyarbakır Özel Nil İlköğretim Okulu Müdürü Abdullah Dağıstan, mesnetsiz iddialarla okullarının karalanmaya çalışıldığını, düzenlenen raporun yargı sürecinde ellerini güçlendireceğini belirterek, “Yalan haberle ilgili yargı süreci devam ediyor.
Müfettişlerin raporu da mesnetsiz iddialara cevap niteliğinde. Okulumuz milli eğitim sisteminin öngördüğü kurallar ve Atatürk ilke ve inkılapları çerçevesinde eğitimine devam edecektir.” dedi.
Sabah ve Vatan Gazetesi’nde 28 Eylül 2007 tarihinde yayınlanan haberde, Özel Avrupa Birliği Okulu ve Özel Nil İlköğretim Okulu’nda öğrencilerin türbanla okula gittiği iddia edilmişti.

Meğer muhabir, bayan doktora saldırmış

dsgdsv

Dr. Zeynep Oruç, muhabirin kendisini iterek zorla fotoğraf çekmeye çalıştığını söyledi.Cumhuriyet Gazetesi, çarpıtma haberlerine bir yenisini daha ekledi. Gazete, zorla fotoğrafını çekmek isteyen muhabirini engelleyen doktorla ilgili haberi ‘Türbanlı doktor muhabirimize saldırdı’ başlığıyla yayınladı. Adana’nın Mahfesığmaz Mahallesi’ndeki 80. Yıl Sağlık Ocağı’nda 7 aydır görev yapan Dr. Zeynep Oruç, Cumhuriyet Gazetesi muhabirinin kendisini iterek zorla fotoğrafını çekmeye çalıştığını söyledi. Görev dışında başını örttüğünü ifade eden Dr. Oruç, gazetenin iddia ettiği gibi iş ortamında türban kullanmadığını kaydetti. Cildindeki bir problem nedeniyle sağlık ocağına sevk yaptırmak için gittiğine işaret eden Oruç, başından geçenleri şöyle anlattı: “Sivil kıyafetlerimle odama girdim. Bu sırada eski hastalarımdan birkaçı odama geldi. Ayaküstü hastalarla görüşürken, muhabir (sağlık müdürünün haberi var) diyerek, fotoğraf makinesi ile odama girip, ‘Sağlık ocağında başörtülü çalıştığınıza dair iddialar var.’ diye sordu. Ben de ‘Böyle bir şey yok. Başı açık bir şekilde çalışıyorum. Ama şu anda rahatsızım, o yüzden sivil kıyafetliyim.’ cevabını verdim. Sonra fotoğrafımı çekmeye başladı. Elimle engellemek istedim. Beni itekleyerek, ısrarla fotoğrafımı çekmeye çalıştı. Dışarıya çıkarak sevk alıp hastaneye gittim. Muhabir, odama zorla girip beni taciz etti. Hastaları kışkırttı. Şahsi onuruma saldırı yapıldı.” Sağlık Ocağı Başhekimi Dr. Kemal Tekkollu, muhabirin gündemin sıcaklığına paralel asparagas haber üretme çabasına girdiğini söyledi. Doktor Oruç’un 7 aydır kurumda görev yaptığını hatırlatan Tekkollu, “Doktor arkadaşlarımız mesai saatlerinde kılık-kıyafet yönetmeliğine uygun hareket ediyor. Mesai dışında kimsenin kılık-kıyafet özgürlüğüne karışacak halimiz yoktur.” dedi. Sağlık ocağına muayene için gelen hastalar da Dr. Oruç’un hastanede başörtüsü taktığına şahit olmadıklarını söyledi.

 

Mini etek saldırısı mı?

Birçok boyalı basın’da mini etekli kıza saldırı diye başlık atılmış. Bu provokatör boyalı basın uslanmayacak !

sfvdskv

 İki kız öğrenciye yanıcı madde ile saldırıldı. Diğer medya organları kısa etek saldırısı dedi. Fakat AA’dan geçen haber…
Mersin’in Tarsus ilçesinde biri ilköğretim okulu, diğeri lise öğrencisi iki kızın bacağına kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler tarafından yanıcı madde döküldü. Bir çok medya organında bu haber, “mini eteğe mahalle baskısı” diye verildi. Peki öyle mi?
 

Mersin’de iki öğrencinin başına gelen bu olay diğer medya organlarına ise farklı yansıdı. Verilen haberlerde, iki kız öğrencinin eteklerinin kısa olduğu gerekçesiyle arkalarından gelen birkaç kişi tarafından bacaklarına yanıcı madde döküldüğü iddia edildi. Fakat ilçe emniyet müdürünün
açıklamashtfgjnında “mini eteğe” dair bir bilgi yer almadı.

ASİT BENZERİ YANICI MADDE Tarsus İlçe Emniyet Müdürü Halil Tokyürek, konuyla ilgili ayrıntılı bilgi verdi.

Emniyet müdürünün verdiği bilgilere göre saldırıya uğrayan kızlardan biri ilköğretim okulu 6′ıncı sınıf öğrencisi, diğeri ise lise sona gidiyor…
B.Y 13, G.K ise 17 yaşında.

İki kızın bacaklarına Cengiz Topel Caddesi Yıldızlar kavşağı yakınında kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler tarafından asit benzeri yanıcı madde atıldı.

KIZLAR EŞKAL VERMİYOR Tokyürek, okula giden kız çocuklarının çoraplarının yırtılarak, mor leke görmeleri ve acı hissetmeleri üzerine Tarsus Devlet Hastanesi’ne gittiklerini belirterek, ”Kızlar eşkal veremiyor. Şu an olayı kimin ve neden yaptığı araştırılıyor” dedi.
MOBESE KAMERALARI İNCELENİYOR Tokyürek, mobese kameralarının da izlendiğini, savcılık tarafından laboratuvara gönderilen yanıcı maddenin ne olduğunun inceleme sonucu anlaşılacağını bildirdi.
Kaynak: AA

 

Bir provokasyon daha

Milliyet Gazetesi’nde ‘Dairelerin kapısına Allah yazdılar’ başlığıyla yer alan habere apartman sakinlerinden tepki geldi. İstanbul’un Bahçelievler Soğanlı Mahallesi Sefakent Sitesi’nde gerçekleşen hadisenin fazla büyütüldüğünü belirten apartman sakinleri, yazının 5 ay önce yazıldığını belirtti.
Olayın neden şimdi gündeme geldiğine anlam veremediklerini söyleyen site yöneticisi Nilgün Hanım, “Yaklaşık 5 ay önce kimliği belirsiz bir kişi apartmanımıza gelerek bu yazıları yazmış. Büyütülecek bir durum yok. Yan sitedeki komşularımızın kapılarına ise yazılar yeni yazılmış. Biri de olayı gazeteye vermiş.” dedi.

Sitede daha çok Alevi vatandaşların kapılarına ‘Allah’ yazıldığını belirten bir site sakini, bazı daire sahiplerinin bu olaydan dolayı tedirgin olduğunu dile getirdi. Apartman sakinleri, yazıların ne amaçla ve kim tarafından yazıldığını göremediklerini, ancak ‘Allah’ kelimesini silmeye çekindiklerini vurguladı.
Olayın kötü amaçlı ve provokasyon niteliğinde olduğunu belirten İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı, “Allah, rastgele her yere yazılmaz. Bu bir hürmetsizliktir. Vatandaşlarımız rahatlıkla yazıları silebilir. Bu tür yazıları yazanlar provokasyon niyetindeler.” açıklamasını yaptı.
Ayrıca konuyla ilgili bilgi veren din adamları, kapıların üzerindeki Allah lafzının acemice yazıldığını ve kelime üzerinde pek çok hata yapıldığını dile getirdi.

Hürriyet’ten yine kuyruklu yalan

 

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Levent Bilman, emekli büyükelçilere mutad olarak plaket tevdi edilmesinin Bakanlık çalışmaları içinde olduğunu, ancak bu konunun Cumhurbaşkanlığı’na henüz intikal ettirilmediğini ve Cumhurbaşkanlığı’nca yapılmış bir davetin söz konusu olmadığını bildirdi.

Bilman, bir soruya cevaben yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanlığı’nda emekli büyükelçiler ve mensuplarıyla iletişimin güçlendirilmesi yönünde muhtelif çalışmalar yapılmakta olduğunu belirterek, bu bağlamda, emekli büyükelçilere, mutad olduğu üzere plaket tevdi edilmesinin de bu çalışmalar arasında olduğunu bildirdi. Bu çalışmaların halen sürdürüldüğünü belirten Sözcü Bilman, şunları kaydetti: “Bulunulan aşamada, 17 Şubat 2008 tarihli Hürriyet gazetesinde ifade edildiği şekilde, bu konu Cumhurbaşkanlığımıza henüz intikal ettirilmediği gibi, emekli Büyükelçilere plaket tevdii için belirlenmiş bir düzenleme ve Cumhurbaşkanlığınca yapılmış şifahi veya yazılı resmi bir davet söz konusu olmamıştır.”

Zaman

 

 

Yalancı Hürriyet mi , Zaman mı?

Demirel dün “türban serbestisiyle” ilgili açıklamalar yaptı. Aynı açıklamayı iki zıt gazete 180 derece farkla verdi. İşte Hürriyet ve Zaman’ın aynı haberi veriş biçimleri.

İŞTE HÜRRİYET’TEKİ HABER Istırap içindeyim
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, türban serbestisinden sonra dün ilk kez konuştu. Adalet Partisi’nin kuruluşunun 47. yıldönümü dolayısıyla DYP Genel Başkanı Çetin Özaçıkgöz tarafından Güniz Sokak’taki evinde ziyaret edilen Demirel, konuyla ilgili şunları söyledi:

HUZURSUZUZ Toplum huzursuzluğa itilmiştir. Yapılan düzenlemeler sonucu bir ülkede, toplumun bir bölümü huzurluyken diğer bölümünün huzursuz olmasının iyi bir şey değildir. Türkiye’de böylesine bölünen kesimlerin yeniden birbirin anlar, birbirini kabul eder ve birbirine karşı bir zıtlaşmanın içine girmeden yola devam etmesi zaman alacaktır.

HUKUK TEMİZLER Türkiye açık bir rejime sahiptir. TBMM usul ve nizama uygun olarak anayasayı değiştirdi. Demokratik Cumhuriyet’in laiklik ayağı tartışma içine girmiştir. Anayasa’da değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez olarak nitelenmiş bulunan bu ayağın yandan dolaşarak zedelenmesi şeklinde iddialar vardır. Bu iddiaları temize çıkaracak olan yine ülkenin hukuk sistemidir. Mesele TBMM’nin çıkardığı kanunla bitmiyor, ondan ileride Anayasa Mahkemesi var. Anayasa Mahkemesi’ne gidilmesi söz konusudur. Beklenecektir, mahkeme karar verecektir. Daha önce verdiği kararlar var.

BÖLÜNME YARATILDI Daha önce de söylediğim gibi hemen hemen Türkiye’de bölünmemiş müessese, bölünmemiş halk kesimi kalmamıştır. Bence ülkenin huzuru bozulmuştur. Bir ülkede baroları, üniversiteler, siyaseti bölmek ve halkı bir evin içinde dahi bölmek suretiyle elde edilecek netice, herhalde sevinilecek bir netice değildir. Başka bir şeyi tartışmaya gerek yok her şey neticesi ile ölçülür. Neticede ülkede huzursuz bir Türkiye yarattınız mı, yaratmadınız mı? Yarattık. Ülkede bölünme yarattınız mı, yaratmadınız mı? Yarattık. ‘Huzursuzluk ve bölünmenin önemi yoktur’ diyenin alnını karışlarım. Yarattınız, bu hoş bir şey değildir, ıstırap içerisindeyim, fevkalade üzgünüm.

TEHLİKE TEDİRGİNLİĞİ Cumhuriyet kendisi taşıyacak güce sahiptir. Demokratik, laik Cumhuriyete yönelik bir tehdit olduğunu halkın bir kısmı seziyor ki, kurumları seziyor ki tedirgin oluyor. Bu dahi Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet taşıyabilme gücünün olduğunun işaretidir. Hiç kimse bugünkü düzeni başka bir düzene çeviremez. ‘Bundan sonra ne yaparlar acaba başka şeyleri de birer birer değiştirmek suretiyle rejimi değiştirebilirler mi?’ Hayır, onu yapamazlar, kimse yapamaz.

GENÇLERİ KIRDILAR Türban konusunun ileride kamuda çalışanlar için de gündeme getirilirse, büyük sıkıntılar ve bölünmeler olabilir. Üniversitede okumak Türkiye’de zaman zaman büyük sıkıntılar geçirdi. Türkiye’de 1970′li yıllarda üniversiteler okunamaz hale geldi. Gencecik çocuklarımız birbirlerini kırdılar, geçirdiler. İnşallah o durumlara düşmez Türkiye.
İŞTE ZAMAN’DAKİ HABER Demirel, rektörleri uyardı: Kanuna karşı çıkılmaz
Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Meclis’in başörtüsü kararına uymayacağını açıklayan rektörleri uyardı: “Kanuna karşı çıkılmaz.” Demirel, böyle bir girişimin yanlış olacağını belirterek, ‘haklı yollara başvurarak hak arayın’ tavsiyesinde bulundu. Demirel, başörtüsü değişikliğine ise ‘ülkeyi böldüğü’ gerekçesiyle karşı çıktı. Huzurun bozulduğunu savunurken bu durumun kendisini fevkalede üzdüğünü ve ızdırap duyduğunu kaydetti. Süleyman Demirel, Adalet Partisi’nin 47′nci kuruluş yıldönümü münasebetiyle DYP Genel Başkanı Çetin Özaçıkgöz ve arkadaşlarını Güniz Sokak’taki evinde kabul etti. Gündemdeki gelişmeleri değerlendiren eski cumhurbaşkanı, bir ülke için en önemli değerin ‘birlik, beraberlik’ olduğunu vurguladı. İçinde bulunulan zaman diliminin bazı kaygıları ihtiva ettiğini kaydederken, karamsarlık içine girilmemesini istedi. Demirel, bir gazetecinin “Bazı rektörler, başörtüsüyle ilgili anayasa değişikliklerini uygulamayacaklarını açıkladı.” şeklindeki hatırlatması üzerine “Kanunlara karşı çıkılamaz. Böyle bir yola girilmesi yanlış olur.” dedi. Demirel, değişikliklerin hukuki ve toplumsal yansımalarıyla ilgili bir soru üzerine de Türkiye’de her şeyin tartışılabileceğini söyledi. Yargının daha önce başörtüsü aleyhine verdiği kararlara atıf yaparken, konuyu hukuk sisteminin temize çıkaracağını kaydetti. Toplumun bölündüğünü ileri süren Demirel, halkın birbirini anlamasının zaman alacağını ifade etti. Demirel, Türkiye’nin açık ve demokratik bir toplum olduğuna işaret ederken, anayasa değişikliklerinin usulüne uygun yapıldığını dile getirdi. Milletin bu sorunu taşıyabileceğine değinen Demirel, rejimin değişmesinin mümkün olmayacağını söyledi.

 

 

 

Doğan grubu gazetelerinden Vatan’ın zorlama yorumlarla yaptığı yalan haberin foyası ortaya çıktı.

 

vatanDoğan grubuna ait DHA (Doğan Haber Ajansı)Şanlıurfa’dan geçtiği bir haberde TOKİ töreninde haremlik-selamlık uygulandığını iddia ederek,bu iddiasını da tören alanından çektiği fotoğraflarla da ispat etmeye çalışmıştı. Ajansın bu haberini yine aynı grubun gazetelerinden Posta,Gözcü ve Vatan Gazeteleri ile Cumhuriyet gazetesi doğru mu yanlış mı diye herhangi bir araştırmaya gerek duymadan üstelikte fotoğraflar üzerinde yaptıkları zorlama yorumlarla okuyucularına duyurdular.Bu gazetelere göre Şanlıurfa’da TOKİ tarafından yaptırılan 132 konutun kura çekimlerinin yapıldığı salonda kadın ve erkekler ayrı tribünlerde oturmuş ve kura çekimine gelenler arasında ise başı açık bir tek bayan yoktu.

 

 v21

Büyük bir habercilik örneği sergilediğini zanneden Vatan Gazetesi’nin bu haberinin yalan olduğu anlaşıldı. İşte gazetenin yaptığı haberin yalan olduğunu ortaya koyan TOKİ açıklaması ve tören alanından çekilen fotoğraflar:

TOKİ AÇIKLAMASI

Toplu Konut İdaresi tarafından Şanlıurfa’da alt gelir grubu için yaptırılan 132 adet konutun bugün gerçekleştirilen kura töreninden sonra bazı internet sitelerinde bir haber ajansı kaynaklı maksatlı ve yanlış haberlere yer verildiği görülmüştür.

Asli görevi “evi olmayan vatandaşlarımızı konut sahibi yapmak” olan TOKİ’nin örnek uygulamalarından olan bir proje için gerçekleştirilen tören başka mecralara kaydırılmış; gerçek dışı, zorlama yorumlarla 132 ailenin mutluluğu gözardı edilmiştir.

Öncelikle TOKİ, törenlerde oturma düzenine karışmamaktadır. Kaldı ki, bir gazeteye ait internet sitesinde konuya ilişkin yer verilen habere ait fotoğraflar da kendi haberlerini yalanlamaktadır. Fotoğraflara dikkatli bakıldığında bayan vatandaşlarımızın içinde erkeklerin de olduğu gayet iyi görülmektedir. Ayrıca İdaremiz görevlileri tarafından çekilen ve internet sitemizde de yer alan fotoğraflarda böyle bir uygulamanın olmadığı açık ve net bir şekilde görülecektir.

İkinci olarak alt gelir grubunda üretilen konutlara ait başvurular ilgili belediyelere yapılmakta ve ekonomik , sosyal açıdan oluşturulan kriterlere göre yapılan değerlendirmelerden sonra kuraya katılacak kişiler yine belediyeler tarafından belirlenmektedir. Bu kriterler içinde kişilerin akrabalık ilişkileri bulunmamaktadır. Buna rağmen, bazı internet sitelerinde iki soyadı verilerek yapılan haberlerle ilgili incelemeler de sürdürülmektedir.

rrrr

 

 

 

 

Cumhuriyet yine çuvalladı  

Pek çok haberi mahkeme tarafından tekzip edilen Cumhuriyet Gazetesi, bir kez daha zor duruma düştü.

Cumhuriyet Gazetesi’nin uydurma ilan ettiği haber kaynağından doğrulandı. Gazete, “50 Alevi Derneği’nin başörtüsü yasağının kalkmasına destek verdiği” haberinin gerçeği yansıtmadığını iddia etmişti. Cumhuriyet Gazetesini zor duruma düşüren cevap, hayâlî olduğu öne sürülen, alevi derneklerinden geldi.

Pek çok haberi mahkeme tarafından tekzip edilen Cumhuriyet Gazetesi, bir kez daha zor duruma düştü.
Zaman Gazetesi “Alevi derneklerinden başörtüsüne destek” başlığıyla bir haber verdi. Habere göre 50 Alevi derneği, toplumun birçok kesimi gibi başörtüsü yasağının kaldırılmasını istiyordu. Alevi dernekleri bu arzularını gerçekleştirmek için büyük bir de organizasyon düzenleyecekti. Hatta bu organizasyona destek sağlamak için MHP lideri Devlet Bahçeli ile görüşülmüş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere diğer siyasilerden de randevu talep edilmişti.

Ancak Cumhuriyet Gazetesi, bugünkü baskısında Zaman Gazetesi’nin haberinin yalan olduğunu iddia etti. İddiasını daha da ileri taşıyan Cumhuriyet, sözü geçen derneklerin uydurmaca ve hayal ürünü olduğunu ileri sürdü.

Cumhuriyet Gazetesi’nin yalanlama haberi bizzat hayal olduğu ileri sürülen dernekler tarafından yalanladı.

Cumhuriyet’e göre ismi geçen derneklere dair en ufak bir resmi kayıt yoktu. Ancak dernek yöneticileri istenmesi halinde kendilerine çok rahat bir şekilde ulaşılabileceğinin altını çizdi.

Alevi dernekleri Cumhuriyet Gazetesini okumak için açtıklarında gördükleri yalan haberle adeta büyük bir şok yaşamışlar. “Belki bir yanlışlık vardır” düşüncesiyle haberi yapan muhabirle görüşmüş, gazetenin yöneticilerine ulaşmaya çalışmışlar.

Durumdan son derece rahatsız olan Alevi dernekleri Cumhuriyet Gazetesi’nden hi değilse bir düzeltme yazısı yayınlamasını istemişler aksi takdirde hukuki yollara müraacat etmek zorunda kalacaklarının da altını çizmişler…

 

 

RTÜK Akşam Gazetesini yalanladı

 

Akşam Gazetesi’nin manşetten verdiği “RTÜK’ün İçki Nöbeti” haberi RTÜK tarafından yalanlandı. İşte üst kurulun açıklaması

İşte “İçki Nöbeti” Haberine Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’ndan gönderilen yalanlama:

“Günlük bir gazetenin 19 Şubat 2008 tarihinde (bugün) “RTÜK’ün içki nöbeti” başlığıyla okurlarına sunduğu haber gerçekleri yansıtmamaktadır. Söz konusu haberde Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yerli dizilerde yer alan alkollü sahneleri saniye saniye tespit ettiği ve bu tespit üzerine RTÜK yasa taslağına “içki içmenin olumlu anlatıldığı” sahnelerin cezalandırılacağına ilişkin hüküm eklendiği öne sürülmüştür. Söz konusu rapordan ayrıntıların verildiği haberde, hangi dizi filmde ne kadar alkol sahnesi bulunduğuna dair süreler ve diyaloglar da yer almıştır.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından hazırlanan yasa taslağı 28 Ocak 2008 tarihinde Bakanlar Kuruluna sunulmuştur. Söz konusu habere konu olan ve taslağa alkolle ilgili yasaklamaların girmesine neden olduğu iddia edilen rapor ise 2006 yılında hazırlanmıştır. Söz konusu rapor, 2006 yılında, o zamanki 178 Alo RTÜK şikayet hattına ve RTÜK web adresine izleyicilerden yerli dizilerle ilgili çok fazla miktarda şikayet gelmesi ve gazetelerde de konuyla ilgili haber ve yorumlar yayımlanması üzerine bir durum tespiti yapılması amacıyla hazırlatılmıştır. Rapor Üst Kurulun gündemine alınmış ve değerlendirilmiştir. Halbuki RTÜK yasa taslağı çok daha sonra hazırlanmış ve Ocak 2008′de Bakanlar Kuruluna sunulmuştur.

Dolayısıyla anılan habere konu olan ve yeniymiş gibi sunulan rapor 2006 yılında tanzim edilmiştir ve yasa taslağıyla ilgili çalışmalarda değerlendirmeye alınmış değildir. Bu gerçek dikkatli okurlar tarafından kolayca anlaşılabilir. Çünkü raporda yer aldığı için habere konu edilen dizi filmlerden üçü (Ihlamurlar Altında, Karınca Yuvası, Yabancı Damat) sona ermiştir. Yine dikkatli okurlar devam eden dizilere ait diyalogların eski bölümlere ait olduğunu hemen fark edeceklerdir. Dolayısıyla gazete, 2006′da hazırlanan bir raporu yeni gibi sunarak okurlarını yanıltmıştır. Kaldı ki, sözü edilen rapor nedeniyle hiçbir diziye alkol sahnelerinden dolayı Üst Kurulca müeyyide uygulanmamıştır.

Öte yandan haberde iddia edildiği gibi Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun dizi filmleri veya herhangi bir program türünü “fişlemesi” söz konusu olamaz. 3984 Sayılı Yasada belirlenen yayın ilkelerine uygunluk açısından yayınları denetleyen Üst Kurul, tüm televizyon kanallarını kapsayan rutin taramalar yapmaktadır. Bu taramalarda genellikle reklam yerleştirme sürelerinin aşılıp aşılmadığı, eğitim ve kültür programlarına yasada belirlenen sürelerde yer verilip verilmediği, şiddet içeren unsurlara yayınlarda ne ölçüde yer verildiği ölçülmektedir. Bazen gelen şikayetlerin konusuna bağlı olarak da taramalar yapılmaktadır. Örneğin 2005 yılında yine şikayetler üzerine bütün yerli dizilerde tütün kullanımını özendiren sahneler taranmış ve pek çok kanala müeyyide uygulanmıştır. Bu çalışmalar rutin taramalar olup, gazetenin iddia ettiği gibi Üst Kurulun programları “fişlemek” gibi bir uygulaması da yoktur.
Yeni yasa taslağıyla ilgili hususlar daha önce de basın ve yayın organlarında haber olarak yer almış ve taslaktakine benzer bir düzenlemenin halen yürürlükte olan Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelikle de hüküm altına alınmış olduğu Üst Kurulca kamuoyuna duyurulmuştur.

Bir olayın haber olması için, öncelikle yeni ve olağandışı olması gerekir. Ayrıca haber olarak sunulan olayın doğru olması şarttır. Haber, 5N, 1K formülüyle özetlenen; ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden ve kim sorularının yanıtlarını eksiksiz olarak taşır. Bu bilgiler ışığında söz konusu gazete haberi değerlendirildiğinde öncelikle habere konu olan olay (rapor hazırlanması) 2006 yılında gerçekleştiğinden, haberin yeni olmadığı söylenebilir. 2006 yılında hazırlanan bir raporla, 2008 yılında Bakanlar Kuruluna sunulan bir yasa taslağı arasında neden sonuç ilişkisi kurulması da, haberi “doğruluk” unsuru açısından sakatlamaktadır. Öte yandan haber metnini 5N, 1K formülüyle irdelediğimizde habere konu olan raporun tarihinin haberde yer almadığı açıkça görülecektir. Raporun tarihi haberde belirtilmiş olsa, olayın yeni olmadığı, dolayısıyla yasa taslağıyla da bir bağlantısının bulunamayacağı ortaya çıkacağından, gazete bu unsuru gizleyerek okurlarını yanıltmayı tercih etmiştir. Üstelik gazete haberi kaynağından doğrulatmak gibi bir sağduyu da göstermemiştir.

Kamuoyunun ve ilgililerin dikkatine sunulur.

 

 

 

Türban dağıtıldı haberi yalan çıktı

Bir haber ajansının geçtiği, “kız öğrencilere türban dağıtıldı” haberi bazı gazeteler tarafından kullanıldı. Peki olayın aslı neydi?

Denizli’nin Çivril ilçesinde özel bir okulun pansiyonunda kalan kız öğrencilere türban dağıtıldığı yönündeki haberlerin gerçekle yakından uzaktan ilgisi olmadığı anlaşıldı. Haberde Denizli’nin Çivril ilçesi Şevkiye Özel Anadolu Öğretmen Lisesi Kız Öğrenci Pansiyonu’nda öğrencilere türban dağıtıldığı iddia ediliyordu. Habere göre öğrenciler türban takmaya zorlanıyor dahası okul idaresi de buna göz yumuyordu. Üniversitelerde başörtüsü tartışmalarının yapıldığı bu günlerde haber, kaos arayan gazeteleri sevindirdi.
Ancak daha önce yüzlerce haberde olduğu gibi bu da yalan haber çıktı. Aslı astarı olmayan iddialar araştırılarak yetkililer tarafından yalanlandı. Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Oğuz, öğrencilere türban dağıtıldığı yönündeki haberin, araştırılmadan ve yanlı olarak verildiğini, vatandaşların da yanlış bilgilendirilmesine zemin oluşturulduğunu söyledi.

Her şey ADD’ye üye bir öğretmenin nöbetçi olduğu gece yaşanmıştı. Nöbetçi öğretmen, bir öğrencinin pazardan satın aldığı bir kaç eşarbı, okul idarecilerinden biri dağıtmış gibi tutanak tuttu. ADD’li öğretmen, türban dağıtılma görüntülerinin de güvenlik kamerası kayıtlarından silindiğini iddia etti.

Provokatif bir habere malzeme yapılan öğrencilerin velileri haberi yayınlayan gazeteler hakkında dava açacaklarını söylediler.

05.Mart.2008 11:31:29

 

Show TV’nin KARA ÇARŞAF Yalanı

Görüntülerdeki kız öğrenci: Kesinlikle çarşaf giymedim. Zaten görüntülerin çekildiği gün pantolon giydiğim açıkça görülüyordu…

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde “Kara çarşaflı bir öğrencinin derslere girdiği” haberine konu olan kız öğrenci, haberin çarpıtıldığını iddia etti. “Çarşaf giyen” olarak görüntülenen Türk ve Mısır pasaportlu Nadiye İzzet, “Kesinlikle çarşaf giymedim. Zaten görüntülerin çekildiği gün pantolon giydiğim açıkça görülüyordu.” dedi.
Türbanın üniversitelerde serbest kalması kararını ilk uygulayan okullar arasında yer alan Karadeniz Teknik Üniversitesi’yle (KTÜ) ilgili bir TV kanalında yayınlanan “Kara çarşaf üniversiteye girdi” başlıklı haberin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

Haberde görüntülerine yer verilen KTÜ İşletme Bölümü 2. sınıf öğrencisi; hem Türk hem de Mısır vatandaşı Nadiye İzzet iddiaları yalanladı. Babası Mısırlı annesi Türk olan Nadiye İzzet, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenledi.

Nadiye İzzet, görüntülerin çekildiği gün başına siyah örtü taktığını; aşağıdan da pantolon giydiğini söyledi. Ailesinde çarşaf giyenin bile olmadığını dile getiren İzzet, “Görüntülerde pantolon giydiğim apaçık ortada. Sadece başımı siyah bir örtüyle kapatmıştım. Mısır’da bu taktığıma ‘Amira’ deniyor. Türkiye’de bunlar hazır satılıyor. Ortada tamamen yanlış anlaşılma var. Eğer böyle istismar edileceğini bilseydim siyah renkli örtüyü takmazdım.” dedi.

Bugüne kadar bu tür bir olayla karşılaşmadığını ve karşılaşmak da istemediğini vurgulayan Nadiye İzzet, “Televizyonda yayınlanan görüntüleri ilk olarak arkadaşlarım izledi ve beni haberdar etti. Ben de internetten izledim. Görüntülerle ilgili ‘provokasyon’ ifadesi ağır olacak; ama bir istismar olduğu kesin. Bu tür püf noktalar seçilip olay farklı boyutlara çekilmek ve genelleme yapılmak isteniyor.” ifadelerini kullandı.

Yayınlanan görüntülerle ilgili de açıklamada bulunan İzzet, “O gün iki ayrı öğrencinin cep telefonuyla bizi görüntülediği fark ettim. Ben de bunun üzerine geri çekildim; ama böyle bir olayın başıma geleceğini hiç düşünmedim. Görüntüler çekildiği anda sınıfta ders işleniyordu.” dedi.

Nadiye İzzet, “Biliyorsunuz yasanın yürürlüğü girmesiyle KTÜ’de türban serbest bırakıldı. Bu tür haberler türbanın yeniden okulumuzda yasaklanmasına yönelik olarak yapılmış olabilir; ama şu anda ne sınıfımızda ne okulumuzda başörtülü-başörtüsüz kavgası yaşanmıyor.” diye konuştu.

İzzet, yayınlanan görüntülerle ilgili gerektiği takdirde hukuksal girişimlerde de bulunacağını kaydetti.

CİHAN
 09.Mart.2008 12:19:34
Kaynak:
http://samanyoluhaber.com/haber-94095.html

 

 

 

 

‘Çarşaflı öğrenci’, diş tedavisi için üniversiteye gelen vatandaş çıktı

cc

Selçuk Üniversitesi’nde başörtüsü yasağının yeniden uygulanması sebebiyle yapılan protesto gösterisinde yer alan, çarşafa benzer elbise giyen bayanın Diş Hekimliği Fakültesi’ne tedavi olmak için gelen bir vatandaş olduğu ortaya çıktı.
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Anayasa’nın ilgili maddelerinde yapılan değişikliğin ardından üniversitelere bir yazı göndererek, kılık kıyafet serbestliği uygulanmasını istemişti. Bu doğrultuda bazı üniversiteler başörtülü öğrencileri derslere almaya başlamış, kimi üniversiteler ise yasakçı tutumlarını sürdürmüştü. Selçuk Üniversitesi de kapılarını başörtülü öğrencilere açan yükseköğrenim kurumları arasında yer almıştı. Ancak YÖK’ün üniversitelere gönderdiği belgeyi genelge kabul eden Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı vermesinin ardından SÜ’de de yasak geri geldi. Yasağın ardından önceki gün bütün öğrenciler ders başı yaparken, başörtülü öğrenciler kampüse alınmadı. Yaklaşık 70 kişilik öğrenci grubu, yasağı protesto etmek için kampüs önünde toplandı. Bazı basın yayın kuruluşları, yasağı protesto edenler arasında ‘kara çarşaflı’ bir öğrencinin de bulunduğunu öne sürmüştü. SÜ Rektörlüğü, bir açıklama yaparak, bu haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. SÜ Alaeddin Keykubat Kampüsü’nde görevli koruma güvenlik şefleri Oğuz Ateş ve Halil Çalış’ın hazırladığı tutanakta, söz konusu çarşaflı bayanın öğrenci değil, üniversitenin Diş Hekimliği Fakültesi’nde muayene olmak için gelen Zeliha Bektaş isimli vatandaş olduğu belirtiliyor. Tutanakta, eylem sırasında tramvaydan inen çarşaflı kişinin yapılan kimlik kontrolünde öğrenci olmadığı ve Diş Hekimliği Fakültesi’nde saat 14.30′da randevusunun bulunduğu kaydediliyor.

Konya-zaman gazetesi 19.03.08

 

 

 

Radikal’in ‘ılımlı İslam’ haberine 3 yalanlama
r
 

Radikal’in dün manşetten verdiği ‘Denizli’de ılımlı İslam modeli oluşturuluyor’ haberini şehrin yöneticileri yalanladı.Radikal gazetesinin, ‘Bu gidişata dikkat! Türkiye Denizli olmasın’ başlığıyla manşetten verdiği haberdeki olayın çarpıtıldığı ortaya çıktı.

Şehrin yöneticileri ve sivil toplum kuruluşları, haberde yer alan konuların ‘çarpıtma’ ve ‘yalan’ olduğunu söyleyerek tepki gösterdi. Haberde, başörtülü olduğu söylenen bir memurdan, lise pansiyonundaki öğrencilere, belediyenin içki ruhsatı vermemesinden okullarda ‘yaradılış CD’si, izletilmesine kadar değişik konulardaki ididalara yer verilerek, Denizli’de ‘ılımlı İslam modeli’nin kurulduğu ileri sürülüyor. Denizli’de faailiyet gösteren sivil toplum kuruluşları, yaptıkları açıklamayla gazetenin haberine tepki gösterdi. Denizli Valisi Hasan Canpolat da haberde ‘Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi’nde çalışan türbanlı memur’ olarak anlatılan kişinin özel bir şirketin temizlik görevlisi olduğunu söyledi. Canpolat, “Bu tamamen yalan bir haberdir. Birkaç yıldır pişirilip pişirilip gündeme getirilen şeyler. Birbirinden bağımsız üç dört konuyu üst üste getirip uydurma, düzmece birtakım haberlerle Denizli üzerinden senaryo yazılmasını kabul etmiyoruz.” dedi. Haberde, ‘AKP’den Milli Eğitime’ spotuyla Belediye Başkan Yardımcısı Mahmut Oğuz’un Milli Eğitim Müdürlüğü’ne geçmesine de yer veriliyor. Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, bu duruma tepki göstererek, şunları söylüyor: “Mahmut Oğuz, Milli Eğitim müdür yardımcılığından belediye başkanlığına gelince hiçbir problem olmuyor da belediye başkanlığından Milli Eğitim’e geçince problem oluyor. Yazıklar olsun bunların siyaset anlayışına.” Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Oğuz da kendi alanlarıyla ilgili iddiaların gerçek dışı olduğunu açıkladı. Lise öğrencilerinin pazardan eşarp aldığını, satıcının da öğrenci olmaları sebebiyle 10 adet verdiğini, bunların okulda dağıtılmasının söz konusu olmadığını bildirdi. Resul Cengiz, Denizli
zaman gazetesi-25 Mart 2008, Salı

Doğan Medya Gerçeği-Videolar Perşembe, Mar 12 2009 

Aydın Doğan Nasıl Medya Patronu Oldu??

 

Doğan Grubunun Yalan Haberleri

 

Kartelde Yalan Haber Serisi

Rusyadaki Okullar Hakkında Çıkan Yalan Haberler

 

 

Mehmet Ali Birand, Uğur Dündar Din Düşmanı

Şerefsizler toplu seks yapsalar kimse gıkını çıkarmaz!

ERDOĞAN’DAN DOĞAN’A SERT CEVAP!!! Cumartesi, Feb 28 2009 

Başbakan Erdoğan Van’da düzenlediği mitingde yalan haber yayınlayan ve iftiralarda bulunan Aydın Doğan’ı sert eleştirdi.dogan-erdogan

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Türkiye’de basın özgürlüğü, fikir özgürlüğü vardır ve her geçen gün daha da gelişmektedir. Herkes fikirlerini hak, hukuk içinde özgürce açıklayabilir ama kimse iftira atmaz, atmamalıdır. Yalan yazma özgürlüğüne sahip değildir” dedi.

Erdoğan, bir medya grubuna vergi cezası verildiğini anımsatarak, şöyle devam etti:

”Şimdi vergi kaçırma suçundan ceza aldılar. Bu sefer her yerde ‘Türkiye’de basın özgürlüğü yok’ diyerek yaygara yapıyorlar. Benim eleştirilerimi de ‘medyaya baskı’ diye duyuruyorlar. Bugüne kadar acımasızca hükümete, şahsıma, aileme yönelik karalama kampanyaları yaptınız, hala yapıyorsunuz, iftiralar attınız. Hangi baskıyla karşılaştınız. Siz hakaret edeceksiniz, suçlayacaksınız, biz sizi eleştirmeyeceğiz, kendimizi savunmayacağız. Böyle bir demokrasi olur mu?”

YALANLAMA!!! Cumartesi, Feb 28 2009 

CHP lideri Baykal ve Aydın Doğan medyası, Deniz Feneri e.V. dava dosyasının Türkiye’ye gelmesini hükümetin engellediğini öne sürüyordu. İşin gerçeğini Almanya açıkladı.DOGAN VE BAYKAL

CHP lideri Deniz Baykal ve Aydın Doğan medyası, Almanya’da görülen Deniz Feneri e.V. davanında 17 Eylül’de verilen karar duruşmasından bu yana aynı konuyu gündeme getirerek hükümete hücum etti: “Hükümet Deniz Feneri dosyasını getirtmiyor.”

Bu konuda Baykal günlerce konuştu, hâlâ konuşmaya devam ediyor. Her fırsatta aynı iddiayı dile getiriyor. CHP lideri Baykal’ın yaptığı açıklamaların üzerine atlayan Aydın Doğan medyası ise aynı nakaratı tekrarlayageldi: “Hükümet Deniz Feneri dosyasını getirmek istemiyor.”

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in konu ile ilgili olarak yaptığı, “Hükümet bu konud üzerine düşen görevi yaptı. Biz gerekli yazıyı yazdık” açıklamalarına rağmen aynı iddialar tekrarlanıp durdu.

İşin gerçek yüzü ise Alman adalet makamlarından geldi. Hürriyet’ten Uğur Ergan’a konuşan Frankfurt Savcılığı Sözcüsü Başsavcı Doris Möller Scheu, Türk makamlarının dosyayı kendilerinden istediğini, ancak gerekçeli kararın ellerine ulaşmamasından dolayı bu talebe cevap veremediklerini açıkladı.

AYDIN DOĞAN’IN KILIÇDAROĞLU SEVİNCİ Cumartesi, Feb 28 2009 

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayının Kemal Kılıçdaroğlu olması en çok Doğan Grubu’nu sevindirdi. Doğan medyası galibi şimdiden ilan etti: Peki bu destek niye:kemal_kilicdaroglu

Doğan Grubu’nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemesinin ardında Aydın Doğan’ın 3 milyar dolarlık sorunlu Hilton ve Çubuklu arazileri olduğu ortaya çıktı.

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklanması en çok Doğan Grubu’nu sevindirdi. Aylar öncesinden Doğan Medya Grubu’nun televizyonları ve gazetelerinde parlatılan Kılıçdaroğlu, bu gruba bağlı gazetelerde çıkan anketlerde de İstanbul’un en güçlü ismi diye telafuz edildi. ‘Belgeli mahalefetin öncüsü’ olarak takdim edilen Kılıçdaroğlu isminin Doğan Gburu tarafından yoğun şekilde desteklenmesinin ardında ise Aydın Doğan’ın Hilton ile Çubuklu’daki sorunlu arazilerin olduğu öne sürüldü.

DOĞAN’A İLGİNÇ GÜVENCE!!! Cumartesi, Feb 28 2009 

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Aydın Doğan’a, ‘Merak etme birşey olmaz’ dedi. Demirel’in, bu sözünün Maliye’nin vergi kaçaklığı dolayısıyla Doğan’a verdiği 826 milyon TL ceza ile ilgili olup olmadığı merak ediliyor.doğan ve demirel

Maliye’nin vergi kaçaklığı dolayısıyla 826 mliyon TL ceza verdiği Aydın Doğan’a, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Merak etme birşey olmaz’ dedi. Demirel’in, bu sözleri söz konusu ceza ile igili söyleyip söylemediği merak ediliyor.

Koç Vakfı tarafından bu yılki Vehbi Koç ödülü Türkan Saylan’a verildi. Ödül İş Kuleleri’nde düzenlenen geniş katılımlı toplantı ile verildi

MERAK ETME BİRŞEY OLMAZ

Yemek sonrası eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in masadan kalkması ile tüm masadaki davetliler ayağa kalktı. Demirel çıkışa doğru ilerlerken ani bir manevra ile Aydın Doğan’a yaklaşarak, kulağına ‘Merak etme birşey olmaz’ dediği duyuldu. Doğan, Demirel’in bu sözlerine kahkaha atarak karşılık verdi. Doğan ile Demirel’in samimi konuşması diğer davetlilerin gözünden kaçmadı. Demirel’il bu sözleri, Maliye’nin vergi kaçaklığı dolayısıyla Doğan’a verdiği 826 mliyon TL ceza ile ilgili olup olmadığı merak ediliyor.